Baraj ve HES’lerin Yıkıcı Etkileri (Doğrudan ve Dolaylı olarak)

41 sayfalık çalışmayı pdf olarak aşağıdaki linki tıklayarak veya sağ tıklayıp farklı kaydet (save target as) ile indirebilirsiniz:
Barajların / Hidro Elektrik Barajlarının Etkileri  (Türkçe)
(Barajlar, Nehirler ve Haklar – Barajdan etkilenen topluluklar için faaliyet rehberi) 
http://www.internationalrivers.org/en/node/579/

SU VE EKOSİSTEMLER

Sucul ekosistemler birbiri ile sürekli iletişimde bulunan ve yaşamları birbirine bağlı canlılar ile onların beslediği sucul alanlardır. Bu ekosistemlerde besin ve barınak ihtiyaçlarını karşılamak için birbirlerine ve çevrelerindeki suya bağımlı olan, birbirleriyle etkileşim halinde bulunan organizma toplulukları vardır. En yaygın bilinen örnekler göl ve nehirlerdir ama nehir deltaları ve kıyı lagünleri gibi sulak alanlar da su ekosistemleri kapsamına girer. Daha ayrıntılı ifade etmek gerekirse sulak alanlar, suda yetişen bitkilerin gelişmesine ve yeterince kurutulmamış ya da turbalık alanların oluşmasına izin verecek kadar uzun süre yüzey ya da yüzeye yakın sularla doymuş topraklar olarak tanımlanır.

Sucul ekosistemler genellikle birçok farklı yaşam türünü barındırır. Bu yaşam türleri bakteriler, mantarlar ve tek hücreliler; böcek larvaları, salyangozlar ve solucanlar gibi dipte yaşayan organizmalar; serbest dolaşan mikroskobik bitki ve hayvanlar (planktonlar); büyük su kamışları, sazlıklar, otlar ve kamışlar gibi büyük bitkiler; balıklar, amfibiler (hem suda hem karada yaşayan hayvanlar), sürüngenler ve kuşlardır. Her ekosistem türünde kendine özgü gelişen doğal ortamlar canlı türlerinin dağılımını etkilediği için, bu organizma topluluklarının yapısı değişkenlik gösterir. Örneğin birçok nehir, göllere oranla daha fazla oksijen içerir ve daha hızlı akar. Nehir koşullarına uyum sağlamış canlı türleri durgun göllerde ve gölcüklerde ya nadiren görülür ya da hiç görülmez.

NEHİR VE DERE EKOSİSTEMLERİ

Nehirler kaynaktan ağıza doğru hareket ederken, fizik­sel özellikleri de (akıntı, tuz miktarı, eğim, sıcaklık) sürekli değişir. Bir nehir başlangıçta küçük, soğuk, hızlı akan ve dalgalı bir deredir ve nehir yatağı büyük taş ve çakıllarla kaplıdır; fakat yan kollarda karışmaya başlayınca nehir giderek genişler ve derinleşir; eğim ve akıntı azalır; nehir yatağı kum ve çamurla dolar. Bir nehir sistemi, yerel fiziksel ve kimyasal koşullara gö­re değişen doğal ortamların bütünü olduğu için son derece farklı biyolojik toplulukları barındırabilir.

Akıntı en çok biyolojik toplulukları etkileyen bir fiziksel özelliktir. Nehrin yukarıdan aşağıya doğru iler­lemesi sırasında dipteki maddelerin değişken ayrışma hızı, biyolojik toplulukların yerleşmesi ve gelişmesi açısından birçok alt tabaka yaratır. Suyun hızlı aktığı kısımlarda, bir yere tutunmayan ya da barınağı ol­mayan herşey akıntıya kapılır. Akıntı ne kadar güçlü olursa, suyun taşıyabileceği maddelerin miktarı ve büyüklüğü de o kadar çok olur. Bu durumda nehir­deki tek bitki, taşların yüzeyine tutunmuş yosunlar olacaktır; hızlı akıntı nedeniyle ve üzerinde büyüyebi­lecekleri ince kum tabakası olmadığı için köklü bitki­ler yaşamayacaktı. Dipte yaşayan omurgasızlar akıntıyla sürüklenmekten korunmak için genellikle taşların üzerinde ya da aralarında yaşar ve vücut yapılarını hızlı akıntıya göre uyarlarlar. Balıklar da taşların arasındaki ya da nehir kıyısındaki alanlarda barınırlar. Buna karşın, yavaş akan nehirlerin güneşli bölgelerinde bol miktarda köklü bitki bulunur; bitki örtüsüne ve tortula­nıl içinde yaşamaya uyum sağlayan hayvanlar da nehir­de yaşar. Büyük nehirlerdeki bitki planktonlan birin­cil üreticiler olmaları nedeniyle çok önemlidir.

Nehrin kendi içindeki birincil üretime ek olarak, dı­şarıdan sağlanan organik maddeler de önemli bir enerji kaynağıdır. Küçük derelerdeki organik madde­lerin çoğu karadan gelir ama büyük nehirlerdeki or­ganik maddeler nehrin yukarı kısımlarından, kolların­dan, komşu su havzalarının düzenli taşkınlarından el­de edilir. Elbette ki insan faaliyetleri nehirlere gelen bu organik maddeler üzerinde çok etkilidir.

GÖLLERİN EKOLOJİSİ

Göllerin en belirgin özelliği durgun sularıdır. Boyutla­rı ve derinlikleri ekolojilerini önemli ölçüde etkiler. Sığ göllerdeki sular yıl boyunca gayet iyi karışırken, derinliği 5-10 metreyi geçen göllerde üst yüzey iyi karışır ve ısınırken alt yüzey çok daha durgundur. Göller plankton ve daha büyük bitkilerle beslenen çeşitli canlı topluluklarını barındırır. Etraftan fazla müdahale almamış göllerde besin ve ışık imkanları sınırlı olduğundan birincil üreticiler açısından fakirdir. Böylece sığ göllerde, suyun güneş ışığını geçirmesi sebebiyle baskın olan besinler, köklü bitkilerdir, derin göllerde, ise planktonlardır. Bitki planktonları hayvan planktonları tarafından yenir. Hayvan planktonları ise balıklara yem olur. Gölün tabanına inen planktonlar omurgasızlarca yenir ya da bakterilerce parçalanır. Sığ göllerdeki sular genellikle bütün yıl boyunca birbirlerine karışırlar, oysa derinliği 5-10 metreyi aşan göller yazları ayrı ısı tabakalarına ayrılırlar, yüzeyde sular yine birbirine karışır ama dipte daha sabit sıcaklıkta ayrı bir tabaka oluşur. Göllerde çok sayıda farklı biyolojik topluluk yaşar ve bunların her biri de bitki planktonla­rının ve daha gelişmiş bitkilerin ürettiği organik maddelere bağımlıdır. Çevreden fazla etkilenmeyen göllerdeki bi­rincil üretim genellikle besin ve ışık girişiyle sınırlıdır. Dolayısıyla ışığın dibe ulaşabileceği kadar sığ göllerdeki yaygın birincil üreticiler köklü bitkilerdir, daha derin göllerdekiler ise hareketli bitki planktonlarıdır. Bitki plankton­larını hayvan planktonları, hayvan planktonlarını ise daha büyük hayvan planktonları ve balıklar yer. Gölün dibi­ne çöken bitki planktonları ya dipteki omurgasızlar tarafından yenir ya da bakteriler tarafından ayrıştırılır.

Göl sularındaki besin düzeyi dışarıdan gelen besinlere ve dolayısıyla da göl havzasının özelliklerine bağlı­dır. Besin düzeyi çoğunlukla bir gölün birincil üretiminin büyüklüğünü, kısmen de çeşitli biyolojik toplulukla­rın önemini belirler. Besin düzeyi yüksek göllerde bitki planktonlarının egemen olması nedeniyle ışık dibe ka­dar ulaşamaz ve köklü bitkiler tamamen ya da kısmen yok olur.

SULAK ALANLARIN EKOLOJİSİ

Sulak alanlar hem bilinen hayvan türleri hem de daha az tanınan canlılar açısından önemlidir. Her su damlasında, besin zincirinin çok önemli bir parçası olan ve gözle görülemeyen hayvan planktonları vardır. Balık, amfibi ve sürüngen topluluklarının hepsi de sulak alanların yarattığı doğal ortamlarda yaşar. Sulak alanlar balıkların üreme merkezi ve başka hiçbir yerde görülmeyen canlı türlerinin barınağıdır. Ayrıca nehirlerin yukarı kısmındaki sulak alanlar yeraltı sularını düzenlemede de önemli rol oynar.

Akdeniz bir zamanlar sucul alanlar açısından çok zengin bir bölgeydi. Çünkü akarsular taşar ve etrafındaki bölge de Menderesler yaratırlar, kıvrılarak geniş alanları sularlardı. 19. ve 20. yüzyıllarda birçok sulak alanda geniş arazi sulaması için kanallar açıldı ya da sıtma önlemek amacı ile kurutuldu. Kanal açılan arazilerde kuruluğa uyum sağlamış doğal bitki örtüsü sulama nedeni ile yok olurken toprak kaybına sebep oldu ve hayvan topluluğu (fauna) çok ciddi biçimde zarar gördü. Bugün bile, sulak alanlar insanlar gözünde verimsiz bulunup yok olma tehlikesi altındadır. Son yıllarda ise, sulak alanlar en çok baraj ve HESlerin yapımı nedeni ile tehdit altında. Su sağlamak için akarsulara kurulan barajlar nedeni ile akarsu yatakları değiştirilmekte, sulak alanın su kaynakları uzaklaştırılmakta, pompalarla akiferler ortaya çıkarılmakta ve böylece sucul alanların suyu giderek çekilip yok olmaktadır.

Kaynak: Akdeniz’de Su KİTABI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 100 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: