KİP Tabiatı Bozuk Yasaya ve Haydarpaşa Talanına Karşı Sokaktaydı: Kırsal ve Kentsel “Dönüşüm”e Son!

“Enerji ihtiyacı” bahanesiyle doğayı ve yaşamı yok eden projelerin önündeki tüm engelleri ortadan kaldırmayı amaçlayan Tabiat ve Doğal Çeşitliliği Koruma Kanunu’na karşı Karadeniz İsyandadır Platformu’nca bugün Taksimde bir basın açıklaması yapıldı.

Eylemde, bu yasa tasarısının doğayı koruyan değil onu yok edecek projelerin önünü açmayı amaçladığını ifade edilerek ‘şimdiye kadar doğayı tahrip eden, yaşamı yok eden tüm proje ve uygulamaların karşısında durduğumuz gibi bu yasa tasarısının da ve bu yasa tasarısından sonra önü açılacak olan proje ve uygulamaların da karşısında durup yaşamı savunacağımızı ve doğanın isyanını dillendireceğimizi, mücadelemizi büyüterek yolumuza devam edeceğimizi tüm duyarlı kamuoyuna ilan ediyoruz’ denildi. (Basın Açıklaması Metnini haberin sonunda bulabilirsiniz)

Galatasaray Meydanı’nda yapılan açıklamanın ardından KİP üyeleri, tulum eşliğinde ‘Santral yapma boşuna, yıkacağız başına’, ‘Dereler gümbür gümbür, Karadeniz özgürdür’ sloganlarıyla Karaköy’e yürüyüşe geçti. Yol üzerinde bulunan Borusan binası önüne gelindiğinde “Katil Borusan Aksu’dan Defol!” sloganlarıyla protestolar daha da arttı.

 Karadeniz İsyandadır Platformu, eylemin ardından Haydarpaşa için dayanışma eylemine katılmak üzere bindiği vapurda pankart açtı, vapur Haydarpaşa açıklarına geldiğinde dayanışma sloganları attı. Kırsal ve Kentsel dönüşüme karşı sözlerini dile getirmek üzere Kadıköy’de Haydarpaşa İnisiyatifi tarafından düzenlenen eyleme katılım gösterdi.

Geçen hafta mechul bir yangın ile çatısı yanan Haydarpaşa’nın kentsel dönüşümle otel ve alışveriş merkezlerine dönüştürülme projesini protesto eden 60’tan fazla sivil toplum örgütünün desteklediği eylem, Kadıköy İskelesinden başlayıp Haydarpaşa’ya kadar uzun bir yürüyüş kortejinin oluşturulası ile gerçekleşti.

 Bileşenleri arasında KİP’in de bulunduğu Haydarpaşa Dayanışması’nın Kadıköy Meydanı’nda saat 14:00′de toplanmasının ardından, en önde  ’Toplum Kent ve Çevre için Haydarpaşa Dayanışması’ pankartı olmak üzere yürüyüşe başlandı. Yürüyüşte sık sık ‘Emeğine, kentine, Haydarpaşa’ya sahip çık’ ve ‘Sermaye elini Haydarpaşa’dan çek’ sloganları atıldı.

 

Yürüyüşe ‘Karadeniz İsyandadır’ pankartıyla katılan KİP, ayrıca ‘Kentsel Kırsal Dönüşüme Hayır’ pankartını da taşıdı. ‘Otel yapma boşuna yıkacağız başına”, ‘Karadeniz Uşağı Sattırmaz Haydarpaşa’yı’, ‘Kırsal kentsel dönüşüme hayır’ sloganları atıldı, Kara Mavi bayraklar marşı okundu. 

Tulum ve horon eşliğinde sloganlarla yürünerek Haydarpaşa yakınlarına kadar gelindi. Burada Haydarpaşa Dayanışması imzalı ortak açıklamayı Nejat Yavaşoğulları’nın okumasının ardından eylem sona erdi.

 

BASINA VE KAMUOYUNA

Tabiatı Bozuk Yasaya Hayır!

Geçtiğimiz günlerde, üzerine inşa edilmek istenen Hidro Elektrik Santrallerin telafisi imkansız zararları dolayısıyla yöre halkının ve doğa ve yaşam savunucularının gündeminde olan Rize-İkizdere vadisinin Doğal Sit Alanı ilan edilmesinden kısa bir süre sonra Tabiatı ve Doğal Çeşitliliği Koruma Kanunu adıyla hazırlanan yasa tasarısı meclise sunuldu.

Bilindiği gibi Tabiatı ve Doğal Çeşitliliği Koruma Yasa Tasarısı çalışmaları 2003 yılında başlatılmış, Sivil Toplum Kuruluşları ve ilgili meslek kuruluşlarının katılımıyla yürütülmüştü. Ancak sivil toplum kuruluşlarının taslak tasarıdaki yetersizlikler ve korumaya elverişsiz hükümler hakkındaki itirazları üzerine bu tasarı rafa kaldırılmıştı. Toplumu tamamen dışlayan bir şekilde hazırlanan bu yeni tasarı ismi ile tamamen ters amaçlara hizmet edecek niteliklerdedir.

Doğayı ve biyolojik çeşitliliği ciddi anlamda tahrip eden enerji yatırımlarına yönelik yöre halklarının, çevre örgütleri ve yaşam savunucularının itirazlarının bu kadar gündemleştiği; açılan davalarda yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarının alındığı bir dönemde yürürlüğe konmak istenen bu yasanın içeriği kaygıları kat be kat arttıracaktır. Bu tasarı Başbakanın, hükümet üyelerinin ve bürokratların projelere karşı çıkanları “vatan hainliği”yle suçlamaya varan açıklamaları ile birlikte okunduğunda ise tablo daha bir ürkütücü hale gelmektedir.

Öyle görünmektedir ki bu tasarı, “enerji ihtiyacı” gerekçesiyle doğayı ve yaşamı yok eden projelerin önündeki tüm engelleri ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Bu amaç kendisini yasa tasarısı gerekçesinin daha 1. Maddesinde ele vermektedir. Gerekçenin birinci maddesi aynen şöyledir: “Tabiatın ve tabii kaynakların korunması ile ilgili mevcut düzenlemeler, gerçek ihtiyaçlara ve günümüz koşullarına uygun uygulamalara imkân sağlayamamaktadır.” Siyasi iktidarın doğayı değil enerjiyi, yaşamı değil karı gerçek ihtiyaç olarak gördüğü gün gibi ortada iken “günümüz koşullarına uygun uygulamalar” derken neyin kastedildiği de izahtan vareste kalmaktadır. Bu tasarıyı oluşturanlar ve olumlayanlar, doğanın korunmasına yönelik tedbirleri yatırımların önünde engel olarak görmekte ve bu engelleri bertaraf etmek gayesiyle hareket etmektedirler.

• Tasarıyla korunması gereken alanlar üzerindeki neredeyse tüm yetkilerin Çevre Bakanlığına devredilmesi öngörülmüştür.

• Bakanlığa ve kurullara neredeyse sınırsız takdir hakkı verilmiş, takdir hakkının ne şekilde kullanılacağına ilişkin hiçbir düzenleme yapılmamıştır.

• Korunması gereken alanlarda yapılacak yatırımlar konusunda bakanlık tek yetkili makam kılınmış, bu alanlarda 49 yıla kadar kullanım hakkının özel ve tüzel kişilere kısacası şirketlere devredilmesi öngörülmüş, iznin hangi koşullarda ve hangi kıstaslarla verileceği dahi düzenlenmemiştir.

• Yasa tasarısı bağlamında öngörülen koruma kurullarının oluşmasında sivil toplum örgütleri ve yöre halkı tamamen dışlanmış, kurullara memur ve bürokratlar doldurularak “başkanın adamları” kurulu haline getirilmiştir. En önemli kararlarda dahi sivil toplumun ve yöre halklarının katılımı öngörülmemiştir.

• Doğaya ve biyolojik çeşitliliğe büyük zararların söz konusu olacağı kararlarda dahi ilgili kurumlardan “görüş alınacağı” düzenlenmiş, bu görüşlere bağlayıcı olma özelliği tanınmamıştır. “Gerektiğinde ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılır” gibi ifadelerle Çevre bakanlığının doğa üzerindeki tiranlığı garanti altına alınmıştır.

• Koruma ile ilgili hükümler “Bakanlıkça gerekli tedbirler alınır”, “gerekli düzenlemeler yapılır” gibi ifadelerle hep muğlâk bırakılmış, doğamız bakanlığın şimdiye kadar görmediğimiz insafına bırakılmıştır.

• Tasarıda doğaya ve biyolojik çeşitliliğe zarar veren eylemler hakkında yalnızca para cezası öngörülmüş ve bu para cezaları bugün dereleri, vadileri, doğayı yok edici projeleri yürüten şirketler için “çerez parası” düzeyinde tutulmuştur.

• En önemli alanlarda dahi korumaya ilişkin hükümlere “üstün kamu yararı bulunması halinde tahrip unsurlarını en aza indirecek tedbirlerin alınması şartıyla Bakanlıkça izin verilebilir” gibi istisnalar getirilerek tahribatın önü açılmaktadır.

Yukarıda verdiğimiz birkaç örnekten de açıkça anlaşılmaktadır ki; bu yasa tasarısı doğayı korumayı değil onu yok edecek projelerin önünü açmayı amaçlamaktadır. Şimdiye kadar doğayı tahrip eden, yaşamı yok eden tüm proje ve uygulamaların karşısında durduğumuz gibi bu yasa tasarısının da ve bu yasa tasarısından sonra önü açılacak olan proje ve uygulamaların da karşısında durup yaşamı savunacağımızı ve doğanın isyanını dillendireceğimizi, mücadelemizi büyüterek yolumuza devam edeceğimizi tüm duyarlı kamuoyuna ilan ediyoruz.

Karadeniz İsyandadır Platformu 

http://www.facebook.com/karadenizisyandadir
http://www.karadenizisyandadir.org/
karadenizisyandadir@gmail.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: