KİP “Su ve Kadın” Söyleşisinde Derelerin Bekçisi Kadınlar Deneyimlerini Paylaştı

İSTANBU (DİHA) – “Su ve Kadın” başlığı ile düzenlenen forumda bir araya gelen Loç, Senoz ve Ardanuç Vadisi’nde dereler üzerinde kurulan Hidroelektrik Santrallere (HES) karşı direnen kadınlar, acısıyla ve tatlısıyla mücadele deneyimlerini paylaştı. Forumun en ilgi çekeni ise gürgen bastonu ile HES’çilere karşı direndiği için adı Gürgenli Nine’ye çıkan 86 yaşındaki Fatma Akyıldız oldu.

Karadeniz İsyandadır Platformu (KİP) tarafından düzenlenen “Su ve Kadın” forumda Karadeniz’de yapılan HES’lere karşı mücadeleyi ilk başlatan kadınlar bir araya geldi. TMMOB Mimarlar Odası Karaköy Şubesinde yapılan forumun modaretörlüğünü müzisyen Ayşenur Kolivar yaparken konuşmacı olarak Loç, Senoz Ardanuç Vadisi’nde mücadelenin fitilini ateşleyen Fatma Akyıldız (86), Nazime Yıldırım (70), Güler Marazoğlu (45) katıldı. Karadeniz’de kadınların mücadelesini anlatan sinevizyon gösterimi ile başlayan forumun açılış konuşmasını yapan Kolivar, belgesel çalışması için Karadeniz bölgesini gezmeye gittiğini ve bu şekilde Doğu Karadeniz kadınlarının doğayla kurdukları olağanüstü ilişkiyi fark ettiğini söyledi. Kolivar, “Özellikle Doğu Karadeniz’de yapılmaya çalışılan HES’lerin sahiplerine karşı kadınların yürüttüğü mücadelede kadınların doğayla olan o muhteşem bağı gördüm. Kadınlar kesilen ağaçlar için ağıtlar yakıp ağlıyorlar. Kadınların doğayla kurdukları ilişkiyi gördükçe benim mücadeleye olan inancım arttı” şeklinde konuştu.

‘HES köyümüze fenalık getirdi’

Daha sonra gürgen bastonu ile HES’çileri kovaladığı için adı Gürgenli Nine olarak anılan Senozlu Fatma Akyıldız (86) söz aldı. Akyıldız, “Bir sabah kalktım evimin önünde kocaman bir direk gördüm. Bağırdım çağırdım ağladım direği kaldırsınlar diye. Ama kimse beni dinlemedi. HES köyümüze fenalık getirdi, köyümüzü elimizden aldı, yaktı yıktılar. Ben o yüzden devletten davacıyım” şeklinde yaşadıklarını aktardı. Gürgenli Ninenin kızı Hatice Sukas ise, “Eskiden bir evde 11 kişi çok rahat geçinebiliyorduk. Ama şimdi iki kişi bile geçinemiyor. Şimdi yemeğimizden içeceğimizden mahrumuz, bahçelerde hiçbir şey yetişmiyor. Sağlığımızı istiyoruz. Köyde nefes almak istiyoruz. Köylerde artık dere kalmadı pınarlarımız kalmadı. Tabiî ki de isyanda oluruz” dedi.

‘Dereleri satıyorlar bizi susuz bırakıyorlar’

Artvin’in Ardanuç İlçesinin Ovacık Köyünden gelen Nazime Yıldırım (70) ise köyün eskiden daha güzel olduğunu tarımla geçimlerini yaptıklarını belirtti. Yıldırım, “Dereleri satıyorlar bizi susuz bırakıyorlar biz suyumuzu kimseye vermeyiz bunu herkes işitsin başbakanda işitsin. Tarımımızı suyla yapıyoruz, hayvanımıza su veriyoruz biz geçimimizi suyla sağlıyoruz. Biz köyde su olmadan bir şey yapayız. Bizim suyumuza ellemesinler. Bizim Artvin’imize ellemesinler Artvin bizimdir” diye konuştu. Kastamonu’nun Cide ilçesi Loç Vadisi’nde gelen Güler Marazoğlu ise, daha önce derelerde çamaşır yıkadıklarını abdest aldıklarını ama HES’lerden sonra bu ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını söyledi.

(mtç/fk/ru)

SU ve KADIN / Songül Tuncalı – Feminist Kadın Çevresi

Karadeniz’de yürütülen HES karşıtı mücadelenin önde gelen eylemcilerinden olan kadınlar 9 Ocak 2011 Pazar günü Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi Konferans Salonu’nda Karadeniz İsyandadır Platformu tarafından düzenlenen “Su ve Kadın” başlıklı etkinlikte buluştular. Moderatörlüğünü Ayşenur Kolivar’ın üstlendiği etkinliğe konuşmacı olarak Senoz Vadisi’nden Gürgenli Nine ve Ayşe Sukas, Ardanuç’tan Nazime Yıldırım ve Loç Vadisi’nden Güler Marazoğlu katıldı.

Açış konuşmasında Karadeniz’de doğa ve kadın ilişkisine dair gözlemlerini paylaşan Ayşenur Kolivar konuşmasına, kendisi için içedönük, sessiz bir kent hayatını simgeleyen İzmit’in grisi ile tüm canlılığıyla hayatı taşıyan Doğu Karadeniz’in yeşili ve mavisi arasında bölünmüş olan çocukluğundan bahsederek başladı. Kadınların derelerle, kuşlarla, ağaçlarla türküleri aracılığıyla kurduğu özel, gizli ilişkiyi bir çocuk ilgisiyle gözlemleyen Kolivar, ilerleyen yaşlarda başka dünyalara açıldıkça Karadeniz coğrafyasındaki kadınların doğayla kurdukları ilişkinin farkını gördüğünü, bunu kendi sanatsal pratikleri aracılığıyla da taşımaya çalıştığını belirtti. Bu anlamda HES karşıtı pek çok etkinlikte bir araya geldiği kadınlarla suyun Karadeniz ve kadın için anlamı gündemli bir toplantıda yer almaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek sözü anneannesinden sonra kendisine Karadeniz/doğa/su ve kadın konusunda güç ve ilham veren Gürgenli Nine’ye bıraktı.

Senoz Vadisi’nde elindeki gürgen sopasıyla HES’lere ilk karşı çıkan Gürgenli Nine yüzlerce yıllık ağaçlarının kesilmesiyle eskiden ona göre cennet olan köylerinde “yaşamak işinin bitti”ğinden dert yandı. Yaşamdan kastettiği insan ilişkileriydi elbet; bu tartışmaların insanları hem yerinden ettiğinden, hem de kalanları birbirine düşürdüğünden yakınıp “yıkılsın, viran olsun o direkler” sözleriyle isyanını dile getirdi.

Artvin Ardanuçlu Nazime Yıldırım, suyun tarım ve hayvancılıkta kendileri için ne kadar önemli olduğunun, derelerin satılmasıyla bu kaynakların yok olacağının altını çizdi; fakat mücadelelerindeki kararlılığını da şu sözleriyle dile getirdi: “Dereleri satıyorlar, bizi susuz bırakıyorlar. Biz suyumuzu satmayız, vermeyiz. Bunu herkes işitsin, Başbakan da işitsin, hepsi işitsin. Artvin’in suyu Artvin’e kalacak.”

Yirmi sekiz günlük bir direnişle Kastamonu İdari mahkemesi’nin Cide HES projesi için yürütmeyi durdurma kararı almasında payı olan Loçlu direnişçilerden Güler Marazoğlu sarı yazmasıyla katılmıştı etkinliğe. Marazoğlu, sularının alınmasında hiçbir şekilde fikirlerinin alınmadığını, suyla beraber ekinlerinin, meyvelerinin, ceviz ağaçlarının, her şeylerinin gittiğini, yok olan doğayla beraber bütün bir kültürün kaybolduğunu söyledi.

Gürgenli Nine’nin kızı, HES karşıtı aktivist Ayşe Sukas, Karadeniz’in gerçekten isyanda olduğunu, “Karadeniz isyanda” sözünün her şeyi kapsadığını belirterek sözlerine başladı. Önceden yöresine, köyüne hava almaya, nefes almaya, sağlığını bir nebze de olsa geri kazanmaya gittiklerini, fakat şimdi sudan, havadan mahrum kaldıklarını, her şeyden önce sağlıklarını istediklerini belirtti. Derelerin, ırmakların, pınarların kalmadığını, bunun yaşamı bitirdiğini, bu yüzden her yönden isyanda olduklarını ifade etti.

İzleyiciler arasında yer alan gazeteci Mehveş Evin de konuk konuşmacı olarak söz aldı. İlk kez 2010 yazında, HES’lerle ilgili olarak hazırladığı bir yazı dizisi için Karadeniz’e giden Evin, orada kadının doğayla ilişkisini yakından görme fırsatı yakaladığını ve direniş hareketinin ön saflarında kadınların yer almasını çok anlamlı bulduğunu ifade etti.

İzleyicilerden gelen görüş ve sorularla tartışma bölümünde zenginleşen etkinlik, daha sonra katılımcıların ve izleyicilerin tuluma eşlik eden isyankâr atma türkülerle oynadığı horonla son buldu.

http://www.feminisite.net/news.php?act=details&nid=841

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: