TALAN YASALARI – Yusuf Gürsucu*

YEK (Yenilenebilir Enerji Kaynakları) adlı yasanın birkaç gün önce meclis gündemine geldi. İçeriğini anlamaya, neyi amaçladığını kavramaya çalışırken, ek bir önerge sunuldu: Koruma alanlarında (milli parklar, muhafaza ormanları, yaban hayatı geliştirme sahaları ve doğal sit alanları) yapılmak istenen enerji yatırımlarının önünü açan maddeler mecliste kabul edildi. Artık yaşam ve koruma alanlarımız, koruma kurullarının iki dudağı arasına girmiş bulunuyor. Tüm gelişmeler bize hükümetin sermaye savunuculuğu noktasında ne kadar başarılı ve bir o kadar da kararlı olduğunu bizlere gösteriyor.

Geçtiğimiz aylarda gündemimize gelen ve bir diğer yıkım yasası olan “Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Yasası” henüz meclis komisyonlarında görüşülürken çıkarılan, bu YEK yasası, koruma alanlarımızın talanının ilk adımı olması açısından çok önemli bir gelişme. Burada çok ciddi ikili bir oyun oynanmakta olduğunu görmemiz gerekiyor. Bugün enerji yatırımlarını gerçekleştiren sermayenin, acil ihtiyaçlarını gerçekleştirmeye yönelik bir girişim olarak YEK yasasının hazırlandığını ve buna uygun değişiklikler yapıldığını görmekteyiz. Yasal anlamda HES projelerinin önündeki engelleri kaldırmayı ve mahkemeler yolu ile bu sürecin engellenmesinin önünü tıkamayı amaçladıkları anlaşılıyor.

Asıl hedefleri ve oyunun ikinci perdesi henüz kamuoyunda tartışılır hale gelmiş değil. Maden arama lisansları oyunun ikinci perdesini oluşturacak. Ülkemizin topraklarının yarısı, yanlış anlamadınız, ülkemiz yüzölçümünün yüzde 54’ünde maden arama lisanları dağıtılmış durumda. Maden lisansları, koruma alanlarımızın neredeyse tamamında olması, çıkarmak istedikleri “Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma” yasanın mantığını bize anlatıyor. Daha önce dikkat çektiğimiz, Samsun’dan Artvin’e kadar 1500-2000 m yüksekliklerden “Turizm” yolları açma projelerini anımsamamızda yarar var. Burada asıl hedeflenen şeyin “Turizm” olmadığını, asıl amacın maden arama çalışmalarında karşılaşılan ulaşım sorununa çare arama girişimi olduğunu görebiliyoruz. Bugün Marmara’dan Ege kıyılarına, Akdeniz’den Karadeniz’e, Doğu – Güneydoğu ve İç Anadolu’ya kadar bütün dağlarımız, su havzalarımız, tarım alanlarımız madencilerin talanını beklemekte.

Artık yapabileceğimiz tek bir şey var; yaşam alanlarımızı sonuna kadar savunacak örgütlenmeler yaratmak. Mevcut hükümetin bu girişimlerinden vazgeçeceğini ya da bazı çevrelerin yaptığı gibi meclis komisyonlarında görüşmeler yaparak, hükümeti yapılan yanlıştan döndürmeye çalışmak tarzında yaklaşımların, çözüm olamayacağını artık herkes görmekte. Bize kalan tek bir çözüm var o da dişe diş mücadele…

(*) Doğader Yön. Kur. Üyesi http://dogader.org/

http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=80946

İlgili haberler:

https://ekolojiagi.wordpress.com/2011/01/06/milli-park-tabiat-parki-sit-ve-korunan-alanlar-sirketlerin-talanina-aciliyor/
https://ekolojiagi.wordpress.com/2011/01/06/kipten-veysel-erogluna-spontan-eylem-kanun-yalan-bakan-talan-hesleri-gecirtmeyecegiz/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: