“Su”yu Korumak – Beyza Üstün

1970’li yıllarda antropojenik etkilerle (insan aktiviteleri   ile) tahrip olmaya başlayan sucul ekosistemler (akarsular, göller,lagünler, denizler), l992 yılında alınan uluslar arası kararlarla kapitalizmin kıskacına sokularak kalitesini giderek daha çok yitirdi. Rio De Jenerio da BM Çevre ve Kalkınma Konferansında “Sürdürülebilir Kalkınma” Stratejileri Çevre Koruma Stratejileri olarak kabul edildi (Şekil 1), aynı yıl Dublin’de yapılan BM Su ve Çevre Konferansında ise su ekonomik mal olarak tanımlandı.

            Sürdürülebilir kalkınma stratejisinde kalkınma, sınır tanımazken, sermaye birikiminin gereklerinin doğa ve toplum koruma stratejileri ile dengede ve eşdeğer kılınabileceği iddiası,

•  üretim atıklarının doğal sulara kontrolsüz (arıtılmadan) deşarjı,

•  üretimde kullanılan suyun ekosisteme vereceği zarar hiçe sayılarak kontrolsuz doğal sulardan çekilmesi,

sulak alanların kirlenmesinei ve su miktarlarının azalmasına neden oldu. “sürdürülebilir kalkınma”, “kirleten öder” perspektifinde oluşturulan çevre yasa ve direktiflerinde doğal ortama verilmesi için atıklara deşarj standartları tanımlandı böylece kirletme hakkı kirleticiye verilerek bu hak yasallaştırıldı. Çevresel etkileri denetlemekle sorumlu kurumların sorumluluklarını yerine getirmemesi, eksik getirmesi (arazi kullanımlarındaki kaçak yapılaşma, kontrolsuz endüstrileşme gibi uygunsuzlukların, atıksu arıtımlarının denetlenmemesi gibi, tamamlanmayan atıksu kanalları gibi) yada su havzalarını havza korumadan çıkararak yapılaşmaya ve endüstrileşmeye açma gibi yetkisini aşan kararlar alması sonucunda pek çok sulak alan kurudu, yok oldu.

            Endüstriyel olarak üretilen pamuğun Aral Gölünü yok etmesi, Türkiyede Afyonkarahisar Eber Gölünün, Tuz Gölünün kuruması, Konya ovasının sulaması için kanalla Beyşehir gölünden su çekilmesi sonucunda gölün giderek küçülmesi sürdürülebilir kalkınma stratejileri sonucunda doğanın ve sucul sistemlerin tahribatının örnekleridir.

Ramsar Uluslar arası Kuş Alanı olan sucul ekosistemler kirlenme nedeniyle artık kuşlara evsahipliği yapamaz duruma gelmiştir. Manyas,Kızılırnak Deltası,Sultan sazlığı,Göksu Deltası, Gediz Deltası, Burdur Gölü, Küçükçekmece Lagünü gibi pekçok sucul sistem kirlenmenin sonucunda barındırdığı türlerini yitirmektedir.

Şekil 1. Sürdürülebilir Kalkınma İlkesi Şematik Gösterimi

            1992 de alınan diğer karar gereği suyun “ticari mal” olarak tanımlanması sucul ekosistemin üstündeki atık baskısını ve suyun metalaştırılması süreci hızlandırdı. “Su tükeniyor”, “Tüm dünyada suya erişim azalıyor” gibi bildik senaryolarla bu süreç hızlandırıldı. Birleşmiş Milletlere bağlı kuruluşlarda görevli bilim insanları; suyla ilgili çalışanların veriler, suyu kullananlar; nüfusun artışı, üretimin artış hızı, suyun kullanım hızındaki artış ve suyun giderek kirlenmesindeki artış yaklaşımlarından yola çıkarak dünyadaki temiz suya erişim senaryoları üretti. Bu senaryoların sonuçlarında görüldü ki en iyimser 2050’de dünya temiz suya erişimini tamamlayacak. Senaryoyu bugünkü sonucuna taşıyan asıl etkinin kalkınma adı altında suyu daha çok kullanan ve daha çok kirletenlerin ağır sanayiler gibi, savaş sanayisi gibi doğanın baş edemediği atığı üreten ancak toplum için de gereklilikleri tartışılır üretimlerin de içinde olduğu sermayenin olması göz ardı edildi yada bu etki önemsizleştirildi. Bu senaryoların ardındaki gerçeği; Prof. Dr. Türkel Minibaş 2007 de ”Globalizmde suyun ekonomi politiği” başlıklı tebliğinde “Neo-klasik iktisadın vazgeçilmez örneğinin ardında yeryüzü kaynaklarının “kıt“ olduğu dolayısıyla ederinin belirlenmesi gereken “ticari bir mal“ olduğunun kabul ettirilmesi vardır.” diyerek   belirtmektedir ve bunda, elmas gibi kıymetli taş, maden, enerji kaynaklarının bulunduğu ülke halklarına kendi kaynaklarına sahip çıkmak ile yaşam için zorunlu ihtiyaçların karşılanması; yani hayatta kalma kavgası arasında tercih yapmak zorunda bırakıldığının da iknası olduğunu belirtmektedir.

Suyun ticarileştirilmesi GATS sözleşmesinde de yerini aldı. GATS’a göre;

•  Erişilebilir su kaynaklarının kimin yönetim ve denetiminde olacağı

•  Kullanılabilir suyun hangi kanallarla tüketiciye ulaştırılacağına dair üretim, pazarlama ve dağıtım yetkisinin kimde olacağı

•  İçme suyunun üretim ve dağıtımının kimin tarafından ve nasıl yapılacağına

dair anlaşmalarla piyasa ekonomisine bırakıldı.

Suyun ticarileştirlme süreçlerinin en önemli hamlesi BM koordinasyonunda 1996’da Dünya Su Konseyi de kurulmasıdır. 1997’de ilk Dünya su forumu düzenlendi; ardından 2000’de Lahey’de, 3 yıl arayla 2003 de Kyoto’da, 2006 da Meksika’da, ve 5.si 2009’da Türkiye’de gerçekleştirildi.

Lahey’de (2000de) açıklanan Dünya Su Forumu hedeflerine göre;

•  Sulu tarım sınırlandırılmalı,

•  Uluslararası havzalarda işbirliği sağlanmalı,

•  Suyu yöneten kurumlar reforma tabi tutulmalı

1992 de Dublin’de başlayan Dünya Su Forumları ile sürdürülen süreçte su sermayenin kullanımına mal olarak da sokuldu. Suyun Ticarileştirilme süreci BM Dünya Su Konseyi organizasyonunda su şirketleri ve yerel idarelerle yürütülmektedir. Yerel ölçekte hedef doğal su kaynaklarının kullanım hakkının şirketlere devri, doğa ve canlı yaşam göz ardı edilerek suyun sermayenin emrine verilmesidir. Bu durum “Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi”nin yarattığı sonuçların üstünde daha geri dönülmez tahribatlar yaratacaktır.

            Su üzerinde oynanan oyunların sonucunda “ülkeler arası” savaşların yerini “suya erişenler ile suya erişemeyenler arasında” yaşanacak sınıf savaşları sosyolojik sonuç olarak görünmektedir.

            Suyun metalaştırılması Akarsulara ve göllere daha çok müdahalenin önünü açacaktır. Daha çok baraj ile su gereğinde kullanıma hazır bekletilebilir,   ölçülebilir ve fiyatlandırılabilir taşınabilir kılınacak, Melen, Kızılırmak’ta olduğu gibi akarsular başka bölgelere taşınabilecektir. Müdahale edilen ekosistem ise temizsudan yoksun kaldığı için barındırdığı türlerini yitirecek, daha çok kirlenecek, daha hızlı yok olacaktır. Bu yok oluş besin zincirinin ucundaki tüm canlı yaşamı aynı etkide tehdit edecektir.

            Çevre koruma stratejisi sürdürülebilir kalkınma stratejisi yerine doğanın sürdürülebilirliği olmalıdır (Şekil 2). Bu kozmik yaklaşımla “Doğa” çevresel tehditlerden korunursa içinde yaşayan toplumun da yaşam kriterleri sürdürülebilir olur. Ekonomi de toplumun temel gereksinimlerine uygun başka bir deyişle kullanım değerlerine göre üretimi kapsayacağından   sistemin bütünü sürdürülebilir kılınır. Bu perspektifte üretimde değişim değerleri ve sermaye   birikiminden bahsetmek mümkün değildir. Gereğinden fazla üretim yapılamayacağı için gereğinden fazla su tüketimi olamayacaktır ve üretimlerin çevresel etkileri de doğaya zarar vermeyecek şekilde kontrol altında tutulacak, azaltılacak, etkisizleştirilecektir.

           

Şekil 2. Doğanın Sürdürülebilirliği Şematik Gösterimi

            İnsanlar, bitkiler, hayvanlar, mikro organizmalar kısaca tüm canlılar susuz yaşayamazlar. Su; cansız yapıdan mineralleri çözerek içinde barındırdığı tüm canlılara besi maddesi olarak taşıyarak doğada cansız sistem ile canlı sistem arası geçişi sağlar. Ekosistemdeki su döngüsü suyun bu hizmetlerini sonsuz yapmasını sağlar. Suyu doğanın kullanımı için toplayan, biriktiren ve canlı cansız tüm bileşenlerin kullanımına sokan bölgelerdir su havzaları. Coğrafi olarak tanımlanırsa su havzası; yağmurun yağış halinde düştüğü en üst kot ile Dere, nehir, göl ve denize ulaşmasına kadar yolculuk ettiği karasal alanı, suyun toplandığı yüzeysel suları (göl, dere,nehir vb.) ve bu bölgenin altındaki yer altı katmanını kapsar. Doğayı korumak suyu korumakla mümkündür. Suyu korumak ise su havzalarının arazi kullanımının çevresel tahribat yaratmayacak şekilde planlanması ile mümkündür.

            Su havzalarının yeşil dokusu (ormanlar, meralar) suyun; havzada daha uzun süre kalmasını, suyun içinde bulunan organik maddeler gibi,ve   ağır metaller gibi inorganik kirleticilerin bitki bünyesine alınarak doğal olarak sudan ve topraktan uzaklaşmasını, kökleri ile tutarak taşınımını engellediği toprak yardımıyla suyun rafine edilmesini böylece yer altı su akiferlerinin ve yüzeysel suların temiz suyla beslenmesini sağlamaktadır. Yeşil doku fotosentez yaparak havanın oksijence zenginleşmesini, yaprakları ile atmosferdeki kirleticileri absorplayarak havanın temizlenmesini sağlar. Bu nedenle su havzalarındaki yeşil doku hem doğal arıtım sistemleri hem de doğal barajlardır.  

Şekil 3. Doğal Su Döngüsü  

            Sonuç olarak suyun piyasada fiyatlandırılabilir alınıp satılan bir mal olmadığı ve sermaye birikiminde kullanılmaması gerektiği ortadadır. Sürdürülebilir kalkınma stratejisi ve suyun ticarileştirilmesinden vazgeçilerek Doğanın sürdürülebilirliğinin esas alındığı çevre koruma stratejisi uygulamaya sokulmalıdır. Böylece su yüzyıllardır yaptığı döngüsünü de eksiksiz tamamlayabilecektir (Şekil 3). Havzada yeşil doku mutlaka korunmalıdır. Su havzalarında arazi kullanım esasları da su döngüsünün bozunuma uğramayacağı, sucul sistemlerin kirlilik tehdidi altına girmeyeceği şekilde planlanmalı ve uygulanmalıdır.

            Suyun uygarlıklar boyunca, doğayı koruma ve tüm canlıların sağlıklı yaşamlarını sürdürmedeki rolünün devam etmesi, çevre koruma stratejilerinin “doğanın sürdürülebilirliği” esas alınarak yeniden kurgulanmasına bağlıdır.

            Su; doğanın, canlı cansız tüm sistemin devamlılığında temel unsurdur. Bir başka deyişle Su doğanın güvencesi ve koruyucusudur. Bu nedenle suyun yatağı olan su havzaları da koşulsuz mutlak korunmaya alınmalıdır.

GATS: Hizmet Ticareti Genel Anlaşması
http://www.coservation-ontario.on.ca./source_protection/files/watercycle.html
ustun@yildiz.edu.tr

Beyza Üstün
Prof. Dr. Yıldız Teknik Üniversitesi İnş. Fak. Çevre Müh. Bölümü, Çevre Teknolojisi Ana Bilim Dalı

http://www.dogavetoplum.web.tr/s01/2.3.html

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: