Su Gibi Dostum Olsa – Paris’te içme suyunun dağıtımı önce özelleştirildi, sonra yeniden belediye hizmeti biçimine dönüştürüldü.

Paris’te içme suyunun dağıtımı önce özelleştirildi. Sonra alan şirketlerin kısa zaman içinde su fiyatını artırmaları üzerine ve başka birçok dert yaratmaları nedeniyle yanlış hesap Bağdat’tan pardon Paris’in merkezinden döndü ve dağıtım yeniden belediye hizmeti biçimine dönüştürüldü.

Bu arada su üretimi de, dağıtımın en uygun fiyata ve en iyi biçimde yapılması için kurulan tek ve kamusal şirkete bırakıldı. Bunları burada kısaca irdelemek lazım elbette.

24-25 Kasım 2008’de toplanan Paris Anakent Belediye Meclisi (Le Conseil de Paris) suyun üretiminin ve dağıtımının özel şirketlerden alınmasına ve kamusal tek bir şirkete bırakılmasına (opérateur public unique) karar verdi. Bu toplantıda Paris’teki yeni kamu şirketinin oluşturulmasına ilişkin gerekli bütün tüzel düzenlemeler de kabul edildi.

Meseleye ivedi bir hava vermeden bu işi iki safhada gerçekleştirmek için kollar sıvandı:

Birinci aşamada su üretimiyle sorumlu karma (yani özel ve kamu şirketlerinden oluşan) Eau de Paris’den su üretimi alınacak; 2009’un ilk üç ayı içinde bu iş kotarılmış olacak. Bu şirketlerle yapılan ve süresi 2011’de dolacak sözleşmelerin bitimi beklenmeden. Çünkü bunun beklemeye tahammülü kalmadı artık.

Sonra su dağıtımı 1 Ocak 2010’da iki özel şirketten alınacak. Onlarla yapılan sözleşmeler 2009 sonunda biteceği için sözleşmelerin yenilenmemesiyle mesele çözümlenmiş olacak.

Böylece üretiminden dağıtımına, su şebekesinin bakım ve onarımına, su hizmetinin tamamı tek bir kamu şirketine bırakılmış olacak. 
    
Süreç başladı.

Bu yeniden kamulaştırma ve iyileştirme hareketinde önemli noktalardan biri de şudur: Su üretim ve dağıtımını o ana kadar gerçekleştiren karma ve iki özel şirketin emekçileri, ücretlerine ve kazanılmış haklarına dokunulmadan (örneğin kıdemlerine, emeklilik yaş sınırına, vb.) yeni şirkette çalışmaya devam edecekler. Herhangi bir nedenle ve/veya bahaneyle işçilerin işine son verilmesi böylece engellenmiş oluyor. Bugünkü ekonomik kriz ve gittikçe artan işsizlik ortamında böylesi bir önlemin önemi ortadadır.

1984’e dek Fransa Cumhuriyeti başkentinde su üretim ve dağıtımı doğrudan doğruya Belediye tarafından yapılıyordu. Ama o yıl SU DAĞITIMI iki özel şirkete devredildi:

Seine Nehri’nin  sağ yakası Veolia’ya ait  La Compagnie Generale des Eaux’ya (CGE), Seine Nehri’nin sol yakası bu alandaki önemli ve çok büyük şirketlerden Suez’e bağlı La Societe Eau et Force’a.

1987’de ise su üretimi için karma bir şirket yaratıldı: La Société Anonyme de Gestion des Eaux de Paris (SAGEP). Belediye’nin ve su dağıtım şirketlerinin katılımıyla oluşturulan bu yeni şirket su üretimi yanında su yollarının bakım ve onarımını da üstlenecekti… Ancak bu son konuda üstüne düşen görevi yerine getirmemek için bin dereden su getirdi. İşi yokuşa sürdü. Dolayısıyla bizzat Belediye’nin bu işin hamallığını üstlenmesi gerekti. Yükü belediye taşıdı, “malı” öbürleri “götürdü”. Belediye de bu yükün getirdiği giderleri konut vergisinden ve başka gelir kaynaklarından karşılamak zorunda kaldı. Bu büyük ihtimalle o günlerdeki Anakent Belediye Başkanı (daha sonra defalarca değişik bakanlıklar  üstlenen,  Başbakanlık yapan ve 1995’ten 2002’ye Cumhurbaşkanı) Jacques Chirac yönetimiyle özel şirketler arasında yapılan gizli ve sözlü bir anlaşma sonucu bu haliyle sürdürüldü… sistemleştirildi.
 
Bu sorunlar ve su dağıtım şirketlerinin özellikle içme suyu fiyatını sık sık artırmaları üzerine mesele gittikçe karmaşık ve Parisliler için zorlu bir konum kazandı.
 
2001’de Paris Anakent Belediye seçimlerini İLK KEZ KAZANAN SOL BİRLİK meseleye dört elle sarıldı.

Önce su dağıtımıyla uğraşan özel şirketler, su üretiminden sorumlu ve 1987’de kurulan karma şirket SAGEP bünyesindeki sermaye payları ödenerek bu şirketten çıkarıldılar. Yerlerini Belediye’nin bir tür banka görevini yapan La Caisse des Depôts et Consignations aldı.

Su dağıtımının özelleştirilmesi o günkü anakent belediyesi yönetiminin, adı geçen özel şirketlerin Chirac’ı cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasında desteklemeleri şartıyla gerçekleştirildi. Yani Parislilerin fikri alınmadı. Su dağıtımı “Kralın arzusu” üzerine özelleştirildi. Elbette gerek anakent belediye meclisinde gerekse ilçe belediyelerinin meclislerinde muhalefet bu karara itiraz etti. Ama atı alan Üsküdar’ı geçti. O zaman buna karşı toplumsal muhalefetin  kendini göstermesi ve gittikçe gelişmesi önlenemezdi. İçmek, temizlemek, yıkamak ve yıkanmak, çiçeklerini sulamak için kullanılan suyun dağıtımının özel şirketlere bırakılması ve hele fiyat saptanmasının onların “paşa gönüllerine” terkedilmesi üzerine Parisliler şikayetlerini değişik biçimlerde dile getirdiler. Paris’te yapılan kimi gösteri ve yürüyüşte suyun yeniden belediye hizmetine dönüşmesi arzusu dile getirildi: Sloganlarla ve pankartlarla. Kimi zaman bir anne veya babanın veya bir çocuğun bizzat kendi elleriyle çiziktirdiği bir pankartla. Kimi zaman bir mahalleden gelen bir grubun attığı sloganlarla.

Bu arada anakent ve ilçe belediye meclisleri toplantılarında, belediye başkanlarının mahalle mahalle dolaşarak yaptıkları “açıklama toplantılarında” ve bilhassa seçim kampanyalarında suyun yeniden kamulaştırılması gündeme getirildi.

Bu koşullar içinde toplumsal muhalefet siyasi ifadesini belediye seçimlerinde Sol Birlik adaylarına oy vererek  kendini gösterdi. Toplumsal muhalefet siyasi açıdan mücadelesini başarıyla taçlandırdı.

BURADA İKİ SATIRLA SOL BİRLİK’TEN SÖZ ETMEK GEREKİYOR: Sosyalist Parti ile Fransız Komünist Partisi’nin başını çektiği bu birlik içinde bütün sol yer aldı: Sol Radikal Parti, Yeşiller ve Yurttaşlar Hareketi de. Ancak bu sayede sol Paris’te belediyeleri kazanabildi. Birlik herkese yararlı oldu. “Chirac sistemi”ne son vermek için bir araya gelmekten, ortaklık kurmaktan başka çare de kalmamıştı. Paris’teki yirmi ilçenin çoğunluğunda da Sol Birlik belediye meclislerini ve başkanlıklarını elde edince, su meselesi başta birçok ciddi sorunu, yurttaşların ve bu kentte oturanların daha iyi yaşamaları için en uygun şekilde çözmek ve benimsenen politikaları her mahallede uygulamak mümkün oldu.

İşte bu bağlamda 2006’dan itibaren  su üretim ve dağıtımında en akıllı biçimde hizmet verilebilmesi amacıyla yeni bir yapılanma  gündeme getirildi. Su kullanımında yenilikler öngörüldü.

Hemen su dağıtımını üstlenen özel şirketlerin su şebekesinin bakım ve onarımından sorumlu olmaları ilkesi kabul edildi ve ettirildi. Su dağıtımını yapan şirket temsilcilerinin bakım ve onarım işlerinde işi yavaşlatmalarına yönelik “ayak ve el oyunlarının” önü alındı. Bunun Türkçesi kamuyu, burada belediyeyi temsil edenlere rüşvet verilmesini ve alınmasını, kimi avantajlar sağlanmasını önlemek için yeni  ve sağlam temsilciler atandı olacaktır. Bu konuda bilhassa Yeşiller partisinden uzman Belediye Meclisi üyelerinin bu işlere atanması belirleyici oldu.

Bugün varılan ve  1 Ocak 2011’de tümüyle varılmış olacak yeni yapılanma ile su üretimi ve dağıtımı kamusal tek şirket tarafından yönetilerek şu konularda rahatlatıcı ve iyileştirici işler yapılmış oluyor ve olacak:

Su hizmetinde yetkiler tek merkezde toplanıyor. Böylece aynı iş için “çift dikiş” önlenmek isteniyor/önlenmiş olacak. Aynı zamanda “Sorumlu ben değilim, öbürü” demek modası da geçmiş olacak. Geçmiş olsun! Böylece sorumlulukların dağılımındaki belirsizlik veya karmaşalık ileri sürülerek, bunlardan yararlanılarak akıl almaz bahanelerle işlerin geciktirilmesi de engellenmek isteniyor.

Suyun kalitesindeki süreklilik güvence altına alınmak isteniyor. Özel şirketlerin kiminin yaptığı gibi, fiyat artışları öncesi ve hemen sonrasında suyun kalitesine özel bir özen göstermek ama hemen sonra işi oluruna bırakmak devrine son verilmek azulanıyor.

Ve bilhassa su fiyatı sürekli bir biçimde ve mümkün olduğunca düşük tutulacak. Sağlık ve benzeri birçok konuda belirleyici olan su fiyatının düşük düzeyiyle vatandaşın kârlı çıkması ümit ediliyor. Sıradan bahanelerle iki ayda bir su fiyatının artırılmasının önünün alınması amaçlanıyor.
    
Aynı çerçevede eğer su üretim ve dağıtımından belli bir KAZANÇ elde edilirse bunun SU HİZMETİNİN İYİLEŞTİRİLMESİ İÇİN YENİDEN YATIRILMASI İLKESİNİN hayata geçirilmesi de benimseniyor. Artık amaç daha iyi hizmet ve altyapının iyileştirilmesi, mükemmelleştirilmesi olacak. Suyun ticari bir mal olarak kullanılmasının önü alınacak. Su üretim ve dağıtımından ille kâr etmek ilke olarak kabul edilmiyor. Ama herhangi bir kazanç elde edilince de bunun yine su hizmeti için kullanılması benimseniyor.

Su üretim ve dağıtımı kamusal tek şirket tarafından üstlenince yönetiminin açık, denetiminin mümkün olacağı da düşünülüyor.

Çünkü böylesi bir şirkette yurttaşlar en geniş bir biçimde KARARLARIN ALINMASINA KATILABİLECEKLER: Paris’te ilçe belediye yönetimleri ve anakent belediye yönetimi, mahalle mahalle dolaşıp, belli aralıklarla düzenledikleri toplantılarda yapılanları ve yapılacakları anlatıyorlar, bilgi veriyorlar ve yurttaşların tepki ve önerilerini dinliyorlar. Eleştirileri dikkate alıyorlar. Ve kimi konularda kararlar bu toplantılarda oluşturuluyorlar. Böylece bir anlamda doğrudan demokrasi ve doğrudan denetim mekanizması gerçekleştirilmek isteniyor. Mahalleliler epey önceden kendilerine duyurulan ve hele kendi mahallelerini yani kendi yaşam alanlarını ilgilendiren konulardaki toplantıları kaçırmıyorlar. Vatandaşlar eleştirilerini, dertlerini, tasarılarını, önerilerini ve düşüncelerini birinci derecede sorumlu yöneticilere iletebiliyorlar. Fransa’da buna “democratie locale” deniyor. Yani “yerel demokrasi”.
    
Böylece bir yandan ÜSTTEN yani ilçe belediyeleri veya anakent belediyesi yönetimlerinden gelen politikalarla ve öte yandan ALTTAN yani yurttaşlardan ve başkentte oturanlardan gelen öneriler, tasarılar ve eleştirilerle suyun en uygun fiyata ve en iyi hizmetle sunulması hedefleniyor ve bu alanda ciddi adımlar atıldı, atılıyor.

Suyun bir kamu malı olduğunu kimse unutmak istemiyor. Unutmuyor. Bu açıdan bakınca suyun dikkatlice ve sorumlulukla kullanımı gerekiyor. İlgililer ve yurttaşlar bu meseleye önem veriyorlar.
 
Bu nedenle suyun dayanışmacı bir biçimde kullanılması ilkesi de benimseniyor. Bu ilke yayılıyor. Suyun gelişigüzel kullanılmaması gerektiği her geçen gün daha çok insan, kadın ve erkek ve çocuk tarafından kabul ediliyor. Bu alanlarda da belediyeler ellerinden geldiğince bilgilendirme ve uyarma görevlerini yerine getirmeye çalışıyorlar.

Su üretim ve dağıtımının son derece önemli, hassas, stratejik ve ciddi bir mesele olduğu artık çok açık bir biçimde bilindiği için özel şirketlere, özel ellere ve kâr amaçlı şirketlere bırakılamayacağı Paris’te artık çok iyi biliniyor.

Suyun ticarîleştirilmemesi gerektiği yıllarca süren özelleştirmeden sonra anlaşıldı. Ve yapılan bilinçli (veya bilinçsiz, ama bu mümkün değil) hatadan Paris’te dönüldü. Darısı diğerlerinin başına: Fransa’dakilerin ve ötekilerdekinin. 

M. Şehmus Güzel 

Sayı 7 Su Sayfa 100-103 İvme Dergisi yazısıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

http://www.ivmedergisi.com/su-gibi-dostum-olsa.html

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: