Yaşama ve Doğaya saldırılara karşı 2.Karadeniz Yaşam Yolculuğuna… 9-25 Temmuz 2011

Yağmaya-Talana karşı, birlikte doğayı ve yaşamı savunmak için  

2. KARADENİZ YAŞAM YOLCULUĞU’NA DAVET… Yolculuk her noktada katılımlara aciktir. 

Yaşam düşmanı kapitalist elitlerce derelerin, ormanlarin, doganin, yasamin her alaninin talan edilerek ticarileştirilmesine, 

Doğa katili HES’lere, nukleere, termik santrallere, zehir saçan endustriyalizm ve madencilik faaliyetlerine, ormansızlaştırma ve insansızlaştırmaya,  

Çay ve fındıktaki sömürüye, küçük çiftçi tarımının ve köylülüğün tasfiye edilmesine, 

Yaşama ve doğaya yapılan saldırılara, yağma-rant proje ve yasalarına karşı, 

İnadına Yaşam, İnadına İsyan, İnadına Özgürlük! diyenler olarak 

9 Temmuz 2011 Cumartesi günü, geçen seneki gibi HOPA’dan başlayarak yaklaşık 2 hafta sürecek 2. Karadeniz Yaşam Yolculuğu’nda, doğaya ve yaşama sahip çıkan tüm dostlarla görüşmek dileğiyle…

 

PROGRAM (Değişiklikler olabilir) 

08.07.2011          Yola Çıkış: İstanbul, Ankara, muhtelif yerler

09.07.2011          Buluşma: Artvin – Hopa

10.07.2011          Artvin – Hopa

11.07.2011          Artvin – Arhavi

12.07.2011          Rize – Fındıklı

13.07.2011          Rize – Pazar, Hemşin

14.07.2011          Rize – Senoz

15.07.2011          Trabzon – Solaklı

16.07.2011          Trabzon – Araklı

17.07.2011          Trabzon – Macka

18.07.2011          Trabzon – Tonya

19.07.2011          Giresun

20.07.2011          Ordu

21.07.2011          Sinop – Gerze

22.07.2011          Sinop Merkez

23.07.2011          Karabük

24.07.2011          Bartın

25.07.2011          Dönüş 

Her turlu oneri, katki ve katiliminiz icin: karadenizisyandadir@gmail.com,

0 543 634 9449,

0 535 931 4999,

0 537 246 8661 

Karadeniz İsyandadir Platformu 

http://www.facebook.com/karadenizisyandadir

http://karadenizisyandadir.wordpress.com/

http://www.karadenizisyandadir.org/

karadenizisyandadir@gmail.com

 

Reklamlar

Hopa Cinayetini Protesto Eden Bir Kadının Yaşadıkları. Şiddet ve Taciz

Hopa Olaylarını Protesto Eden Bir Kadının Yaşadıkları - Yusuf YAVUZ

Hopa’da yaşanan olayların ardından ülke genelinde yapılan protesto eylemleri sırasında çok sayıda eylemci gözaltına alındı. Olayların olduğu günün akşamında Metin Lokumcu’nun ölümüne neden olan polis şiddetini protesto etmek için Ankara’da yapılan protesto gösterilerinin ardından gözaltına alınan Karadeniz İsyandadır Platformu gönüllüsü Ezgi Ö., gözaltında yaşadığı dehşet verici hakaret ve işkenceyi anlattı. 
 
Öğretmen adayı olduğunu anlatan Ezgi Ö., bunu öğrenen polislerin kendisi ve otobüste bulunan diğer öğretmene ağza alınmayacak küfürler ve gurur kırıcı hakaretler yaptığını öne sürerek, “bu esnada erkek polisler tarafından kadın oluşumla ilgili sözler edilerek taciz edildim (kız halinle ne işin vardı, kız da değildir bu, diğer gözaltındakiler kastedilerek arkadakiler beğendiniz mi bunu vb. sözler.) Bir polis saçlarımdan çekerek kafamı yukarı kaldırdı ve dışarıdan geçmekte olan, olaylar esnasında yaralandığı söylenen bir polisi göstererek, olaydan benim sorumlu olduğumu ve içeride o polisin halinden çok daha vahim bir hale sokulacağıma dair tehditler savurdu” iddiasında bulundu. 
 
İşte Ankara’da polis şiddetine maruz kalan öğretmen adayı Ezgi Ö’nün gözaltında yaşadıkları… 
 
‘DÖRT ÇEVİK KUVVET POLİSİ BENİ GÖZLATINA ALDI’    

“O gün orada Metin Hoca’mızın acısını paylaşmak için toplanmıştık, fakat ne yazık ki buna izin vermediler. 31.05.2011 günü bulunduğum Kızılay YKM Önü mevkiinde, çevik kuvvet güçlerinin otobüslerinin bulunduğu alanda, otobüs içinde gözaltına alınan bir kadına yapılan ağır darba şahit olmam ve sonrasında olaya müdahale etmem sonucunda ben de dört çevik kuvvet tarafından sert bir şekilde tutma suretiyle gözaltına alındım.
 
POLİS ARACINA SAÇLARIMDAN ÇEKİLERE BİNDİRİLDİM

Dört çevik kuvvet tarafından gözaltına alındığım andan itibaren astım hastası olduğumu ve bu nedenle yavaş hareket etmelerini istedim, fakat hiçbir şekilde dikkate alınmadım. Gözaltı aracına götürülürken aracın kapısına doğru polisler tarafından oluşturulan koridorda kafama vurma, saçımı çekme gibi saldırılara maruz kaldım. Polis aracına dizlerim merdivene sürtecek şekilde saçlarımdan çekilerek bindirildim. Kafamdan cama vuracak şekilde itilerek koltuğa oturtuldum. 
 
O.OSPU BUNLAR, ÖLDÜRECEĞİM SİZİ…

Oturduğum koltuğa doğru gelen bir kaç kadın polis tarafından kafamı cama vurma suretiyle; “o.pu bunlar, öldüreceğim sizi, gebereceksiniz şerefsizler” gibi birçok tehdit ve küfre maruz kaldım. Astım hastası olduğumu ve krize girebileceğimi, bu sebeple hava almam gerektiğini dile getirdiğimde, yine birkaç kadın polis saçımı çekerek, kafama vurarak; “Astımsan ne işin vardı orada? Taş atarken astım değil miydin?” gibi sözlerle daha da sertleşen bir müdahaleye maruz bırakıldım. Bu sırada otobüse ara sıra binen erkek polisler sırasıyla koltuklarda oturan, gözaltına alınmış tüm kişilere sırta vurma, tokat atma şeklinde fiili müdahalelerde bulundular.
 
PSİKOLOJİK VE FİZİKSEL ŞİDDET, SÖZLÜ TACİZ

Otobüste bulunan kişiler sendika üyesi olduklarını belirtmeleri üzere daha da sert müdahaleye tabi tutuldular. Bu sırada sırtıma aldığım sert yumruktan sonra nefesimin kesildiğini söylememe rağmen hiçbir şekilde dikkate alınmadım. Otobüste bulunduğumuz yaklaşık bir saat boyunca takılan kelepçeler sürekli kontrol edildi, her kontrol sırasında daha fazla sıkıldı. Daha sonraki süreçte bindirildiğimiz araçta Adli Tıp’a götürülme ve merkeze geri getirilme esnasında saatlerce psikolojik ve fiziksel şiddete, sözlü tacize maruz bırakıldık, saatlerce otobüste bekletildik.
 
‘KIZ HALİNLE NE İŞİN VARDI, KIZ DA DEĞİLDİR BU!’

Öğretmen adayı olduğumu öğrenen polisler ben ve otobüste bulunan diğer öğretmene ağza alınmayacak küfürler, gurur kırıcı cümleler sarf ettiler. Yine bu esnada erkek polisler tarafından kadın oluşumla ilgili sözler edilerek taciz edildim (kız halinle ne işin vardı, kız da değildir bu, diğer gözaltındakiler kastedilerek arkadakiler beğendiniz mi bunu vb. sözler.) Bir polis saçlarımdan çekerek kafamı yukarı kaldırdı ve dışarıdan geçmekte olan, olaylar esnasında yaralandığı söylenen bir polisi göstererek, olaydan benim sorumlu olduğumu ve içeride o polisin halinden çok daha vahim bir hale sokulacağıma dair tehditler savurdu. Diğer öğretmene ise mütemadiyen tokat atmak suretiyle darp uygulandı.
 
İLK GÖZALTINDA YAŞADIKLARIM DERİN İZLER BIRAKTI

Nezarethanede bulunduğumuz süre içinde ise ben ve başka arkadaşlar acil olarak almamız gereken ilaçlarımız olduğunu söylememize rağmen uzun bir süre dikkate alınmadık. İlaçlarımız avukatlarımızın çabaları sonunda uzun bir süre sonrasında bizlere verildi. Yaşananlar ilk gözaltım olma, maruz kaldığım ve seyirci kalmak zorunda kaldığım ağır darplar sebebiyle ben ve eminim ki gözaltına alınan tüm şahıslarda derin izler bırakmıştır.
 
ANNEM ETKİLENMESİN DİYE SADECE ADIMI KULLANDIM

Umarım yaşanılanları bir şekilde aktarabilmişimdir. Ricam ise; bu olaylar sebebiyle ve sürecin çevresel olarak mütemadiyen devam etmesiyle anacığımın, sürekli yaşanan darbı aklına getirmesi, adımın ve kendimin geçtiği görüntüleri döndürüp döndürüp izlemesi, Hopa’ya üzülüp durması; bu sebepten tansiyonu 20’den aşağıya düşmeyen annemin daha da fazla etkilenmemesidir. Bu yüzden sadece ismimi kullanarak bu yazıyı aktarıyorum.”

 

Hopa’da yaşanan olaylar ve Metin hocanın öldürülmesi sonrası pek çok şehirde yapılan eylemelerden en şiddetlisi Ankara’da da yaşandı, polisin göz altına alırken uyguladığı şiddet ve gözaltında iken uyguladığı gerek psikolojik gerek fiziki saldırısı arkadaşlarımızın üzerinde derin izler bırakacak şekilde.

Ankara’da polis şiddetine maruz kalan bir arkadaşımızın ağzından yaşadıkları…

“O gün orada Metin Hoca’mızın acısını paylaşmak için toplanmıştık, fakat ne yazık ki buna izin vermediler. 31.05.2011 günü bulunduğum Kızılay YKM Önü mevkiinde, çevik kuvvet güçlerinin otobüslerinin bulunduğu alanda, otobüs içinde gözaltına alınan bir kadına yapılan ağır darba şahit olmam ve sonrasında olaya müdahale etmem sonucunda ben de dört çevik kuvvet
tarafından sert bir şekilde tutma suretiyle gözaltına alındım.

Dört çevik kuvvet tarafından gözaltına alındığım andan itibaren astım hastası olduğumu ve bu nedenle yavaş hareket etmelerini istedim, fakat hiçbir şekilde dikkate alınmadım. Gözaltı aracına götürülürken aracın kapısına doğru polisler tarafından oluşturulan koridorda kafama vurma, saçımı çekme gibi saldırılara maruz kaldım. Polis aracına dizlerim
merdivene sürtecek şekilde saçlarımdan çekilerek bindirildim. Kafamdan cama vuracak şekilde itilerek koltuğa oturtuldum.

Oturduğum koltuğa doğru gelen bir kaç kadın polis tarafından kafamı cama vurma suretiyle; “o.pu bunlar, öldüreceğim sizi, gebereceksiniz şerefsizler” gibi bir çok tehdit ve küfre maruz kaldım. Astım hastası olduğumu ve krize girebileceğimi, bu sebeple hava almam gerektiğini dile getirdiğimde, yine birkaç kadın polis saçımı çekerek, kafama vurarak; “Astımsan ne işin vardı orada? Taş atarken astım değil miydin?” gibi sözlerle daha da sertleşen bir müdahaleye maruz bırakıldım. Bu sırada otobüse ara sıra binen erkek polisler sırasıyla koltuklarda oturan, gözaltına alınmış tüm kişilere sırta vurma, tokat atma şeklinde fiili müdahalelerde bulundular.

Otobüste bulunan kişiler sendika üyesi olduklarını belirtmeleri üzere daha da sert müdahaleye tabi tutuldular. Bu sırada sırtıma aldığım sert yumruktan sonra nefesimin kesildiğini söylememe rağmen hiçbir şekilde dikkate alınmadım.

Otobüste bulunduğumuz yaklaşık bir saat boyunca takılan kelepçeler sürekli kontrol edildi, her kontrol sırasında daha fazla sıkıldı. Daha sonraki süreçte bindirildiğimiz araçta Adli Tıp’a götürülme ve merkeze geri getirilme esnasında saatlerce psikolojik ve fiziksel şiddete, sözlü tacize maruz bırakıldık, saatlerce otobüste bekletildik.

Öğretmen adayı olduğumu öğrenen polisler ben ve otobüste bulunan diğer öğretmene ağza alınmayacak küfürler, gurur kırıcı cümleler sarf ettiler.Yine bu esnada erkek polisler tarafından kadın oluşumla ilgili sözler edilerek taciz edildim (kız halinle ne işin vardı, kız da değildir bu, diğer gözaltındakiler kastedilerek arkadakiler beğendiniz mi bunu vb. sözler). Bir polis saçlarımdan çekerek kafamı yukarı kaldırdı ve dışarıdan geçmekte olan, olaylar esnasında yaralandığı söylenen bir polisi göstererek, olaydan benim sorumlu olduğumu ve içeride o polisin halinden çok daha vahim bir hale sokulacağıma dair tehditler savurdu. Diğer öğretmene ise mütemadiyen tokat atmak suretiyle darp uygulandı.

Nezarethanede bulunduğumuz süre içinde ise ben ve başka arkadaşlar acil olarak almamız gereken ilaçlarımız olduğunu söylememize rağmen uzun bir süre dikkate alınmadık. İlaçlarımız avukatlarımızın çabaları sonunda uzun bir süre sonrasında bizlere verildi. Yaşananlar ilk gözaltım olma, maruz kaldığım ve seyirci kalmak zorunda kaldığım ağır darplar sebebiyle ben ve eminim ki gözaltına alınan tüm şahıslarda derin izler bırakmıştır.

Umarım yaşanılanları bir şekilde aktarabilmişimdir. Ricam ise; bu olaylar sebebiyle ve sürecin çevresel olarak mütemadiyen devam etmesiyle anacığımın, sürekli yaşanan darbı aklına getirmesi, adımın ve kendimin geçtiği görüntüleri döndürüp döndürüp izlemesi, Hopa’ya üzülüp durması; bu sebepten tansiyonu 20den aşağıya düşmeyen annemin daha da fazla etkilenmemesidir. Bu yüzden sadece ismimi kullanarak bu yazıyı aktarıyorum.”

Ezgi
Karadeniz İsyandadır Platformu gönüllüsü
.

%d blogcu bunu beğendi: