Köprü Talan, Kanun Yalan, İsyana Devam! KİP Tabiatı Talan Yasası ve 3. Köprüye Karşı Kadıköydeydi

Karadeniz İsyandadır Platformu, 26. Aralık’ta “Köprü Talan, Kanun Yalan, İsyana Devam!” pankartı ile Loç, Macahel, Hemşin, Bartın Platformu, Trabzon Araklı, Çoruh Aksu, Şavşat Papart ve Çayeli Senoz Vadileri ve yaşam savunucularıyla derelerin, doğanın ve yaşamın talanına karşı Kadıköy’deydi…

http://www.facebook.com/karadenizisyandadir
http://www.karadenizisyandadir.org/
karadenizisyandadir@gmail.com

3. Köprü Yerine Yaşam Platformu’nun Kadıköy mitinginde, “3. köprüye hayır” denildi. HES’lere, termik santrallere, kentsel dönüşüm projelerine karşı dereleri, konutları ve yaşam alanlarını savunmaya geldiklerini söyleyen binlerce kişi, “Ormanıma, suyuma, mahalleme dokunma” dedi.

İSTANBUL- İstanbul’a yapılmak istenen 3. köprüye karşı İstanbullular, Kadıköy’de buluştu. Mitinge, Karadeniz, Sinop Gerze ve Bursa’dan da katılım sağlandı. Tepe Nautilus önünde toplanan çevreciler, buradan Kadıköy Meydanı’na yürüdü.

Yürüyüş sırasında sık sık “3. köprünün mimarı olmayacağız”, “AKP elini boğazımdan çek”, “Dereler özgürdür, özgür akacak”, “3. köprü cinayettir”, “Termiğe inat yaşasın hayat”, “Kentsel dönüşüme hayır” sloganları atıldı.

Mitinge, Karadeniz İsyandadır, Loç Vadisi’ndeki HES’lere karşı mücadele eden Sarı Yazmalılar, TMMOB, KESK, Derelerin Kardeşliği Platformu, İstanbul Tabip Odası, ESP, ÖDP, EMEP, SDP, Halkevleri, yöre dernekleri, Ayazma mağdurları, Gülsuyu-Gülensu Yaşam ve Dayanışma Merkezi, Konut Hakkı Koordinasyonu, Direnişin Ritmi, Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda kurum katıldı. Mitingte, İlkay Akkaya, Bandista, Vova Müzik Grubu ve Hilmi Yarayıcı da yer aldı.

Mitingde, 3. köprüye karşı çıkılmasının yanı sıra, hidroelektrik santraller, termik santraller, kentsel dönüşüm projelerine “hayır” denildi. Doğayı, su havzaları ve ormanları, sermayenin hizmetine sunan, halkın yaşam alanlarını elinden alan düzenlemelere izin vermeyeceğini haykıran binlerce kişi, sermayenin çıkarları doğrultusunda yaşama geçirilmek istenen bütün projelere karşı mücadele edeceklerini söyledi.

AKP’Yİ UYARIYORUZ

3. Köprü Yerine Yaşam Platformu Sözcüsü Kader Cihan, “Suyumuza, ormanımıza, toprağımıza, evimize ve emeğimize göz koyanlara karşı, İstanbul’u ve yaşamı savunmak için bir araya geldiklerini” söyledi. Cihan, “Şimdi burada, daha çok kısa bir zaman önce, faili meçhul bir cinayete kurban edilen Haydarpaşa Garı’nın tam karşısında, aynı ortak davayı savunmak için birlikteyiz” dedi.

3. köprünün yapılmasının sel felaketlerinin artması, su havzalarının ve havanın kirlenmesi, kentsel yıkımın hızlanması anlamına geleceğine dikkat çeken Cihan şunları söyledi: “AKP iktidarını, rant çevrelerini ve onların borazanlarını buradan bir kez daha uyarıyoruz: Kentleri, doğayı ve yaşam alanlarını katledenler de; İstanbul’a karşı yeni cinayetler planlayanlar da, insana ve yaşama karşı, suç üstüne suç işleyenler de sizlersiniz! Bizler, yaşam savunucuları olarak, bu suçlar karşısında, insanın ve doğanın, en temel haklarını inatla savunmaya devam edeceğiz. 3. köprü yerine yaşamı, 3. köprü yerine toplu, parasız, kamusal ulaşım hakkımızı, 3. köprü yerine ormanlarımızı ve suyumuzu, 3. köprü yerine İstanbul’u savunacağız.”

3. KÖPRÜDEN VAZGEÇİN

İstanbul halkının sesine kulak verilmesini ve 3. köprü projesinden vaz geçilmesini isteyen Cihan şöyle konuştu: “Kentsel yıkıma ve rantçı inşaat şirketine karşı, 33 haftadır sokakta direnen Ayazma halkından, kırsal yıkıma ve katliamcı HES şirketine karşı, 20 gündür sokakta nöbet tutan sarı yazmalı teyzelere uzanan direniş kardeşliğimizi büyüteceğiz. İstanbul’un Karadeniz kıyısındaki Sarıyer ve Beykoz ilçelerinden, Karadeniz sahil yolunun en ucundaki Hopa’ya, Munzur’dan Rize’ye uzanan ortak mücadelemizi daha da geliştireceğiz. 3. rant köprüsüne karşı yükselttiğimiz mücadeleye, İstanbul’u ve yaşamı savunmak için hep birlikte sahip çıkacağız.”

SESİMİZİ BİRLEŞTİRELİM

TMMOB Genel Başkanı Mehmet Soğancı, derelerin, ormanların, sit alanlarının satılmasına izin vermeyeceklerini ifade etti. Soğancı, “Sinop’ta direnenler sesini, Karadeniz’de direnenler sesini, Alevilerin, Kürtlerin, barınm hakkı için direnenlerin sesiyle birleştirmeliyiz. Sloganımız tektir, kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” şeklinde konuştu.

SUYUN TİCARİLEŞTİRİLMESİ HALKI YOKSULLAŞTIRIR

Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu adına söz alan Prof. Dr. Beyza Üstün, 3. köprünün İstanbul’un su havzalarını ve kuzey ormanlarını tehdit ettiğini söyledi. Alibeyköy Barajı başta olmak üzere birçok barajın yapılaşma nedeniyle kirleneceğini ve kullanılamak hale geleceğini kaydeden Üstün, “3. köprü projesi, ormanların, suyun, havzaların sermayenin hizmetine sunulmasıdır. Bu doğanın yıkımıdır. Suyun ticarileştirildiği her yerde halkın yoksullaşmasıdır” dedi.

KENTSEL RANTA İZİN VERMEYECEĞİZ

Topkoparan Derneği Başkanı Ömer Kirişçi, Kentsel dönüşüm adı altında yürütülen rant planına karşı mahallelerinde kurdukları derneklerle direndiklerini anlattı. Kirişçi, depreme önlem almak adı altında, yoksulların barınma hakkının ellerinden alındığına dikkat çekti.

Konuşmaların ardından Loç Vadisi’ne kepçelerle girildiği, baraj inşaatının yeniden başladığı duyuruldu. Buna kitle “Loç Vadisi darda, herkes isyanda” sloganı ve ıslıklarla tepki gösterdi.

Miting, İlkay Akkaya ve Bandista’nın müzik dinletisinin ardından sona erdi.

Alıntı: ETHA


 

İstanbul boğazında yapımı planlanan 3. köprüye karşı Kadıköy Meydanı’nda bir araya gelen binlerce yaşam alanı savunucusu “3. Köprüye Hayır” dedi.

İstanbul Boğaz Köprüsü’nde yapılması kararlaştırılan 3. köprünün orman ve doğa katliamına neden olacağını belirten çevre örgütleri tarafından oluşturulan, ‘Üçüncü Köprü Yerine Yaşam Platformu’ Kadıköy İskele Meydanı’nda miting düzenledi. Mitinge aralarında Karadeniz İsyandadır Platformu, Loç Vadisi’ndeki HES’lere karşı mücadele eden Sarı Yazmalılar, İstanbul Tabip Odası, TMMOB’a bağlı odalar, Derelerin Kardeşliği Platformu, Munzur Koruma Kurulu, Halkevleri, İklim ve Adalet Koalisyonu, ÖDP, BDP, ESP, TKP, yöre dernekleri, siyasi partiler ve meslek örgütlerinin bulunduğu binlerce kişi katıldı.

ORMANIMA SUYUMA MAHALLEME DOKUNMA

Tepe Nautilus alışveriş merkezinin önünde saat 13.00’te toplanan gruplar, “Köprü değil insanca yaşam”, “Harami Topbaş İstanbul’dan defol”  ,” Ormanıma, Suyuma, Mahalleme Dokunma” sloganları eşliğinde İskele Meydanındaki miting alanına yürüdü.

“Üçüncü köprü çözüm değil”, “İstanbul’un yağmalanmasına hayır, haramin saltanatını kıyacağız”, “Uzlaşma yok isyan var”, “Şirket talan kanun yalan, isyana devam”, “Köprü değil sağlık yaşam”, “Ya ekososyaliszm ya barbarlık”,  pankartları ve “Üçüncü köprüye hayır”, “Rant köprüsüne hayır”, “Yağma canavarına hayır” dövizleri taşındığı miting oldukça renkli görüntülere sahne oldu.

‘3. KÖPRÜ YENİ BİR RANT KÖPRÜSÜDÜR’

3. Köprü Yerine Yaşam Platformu  adına ilk konuşmayı TMMOB Orman Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Kader Cihan yaptı. İstanbul’u, suyu, ormanı savunmak için bir araya geldiklerini söyleyen Cihan, “Bizim davamız boğazı, boğazlamak isteyen rantçılara karşıdır. İnsanı emeği ve yaşam alanlarını savunma davasıdır” dedi. 3. köprünün İstanbul’un elinde kalan son ormanları da yok edeceğini belirten Cihan , 3. köprünün yapılmasının sel felaketlerinin artması, su havzalarının ve havanın kirlenmesi, kentsel yıkımın hızlanması anlamına geleceğine söyledi.

‘DİRENİŞ KARDEŞLİĞİMİZİ BÜYÜTECEĞİZ’

3. köprü projesinden vazgeçilmesini isteyen Cihan şöyle konuştu: “Kentsel yıkıma ve rantçı inşaat şirketine karşı, 33 haftadır sokakta direnen Ayazma halkından, kırsal yıkıma ve katliamcı HES şirketine karşı, 20 gündür sokakta nöbet tutan sarı yazmalı teyzelere uzanan direniş kardeşliğimizi büyüteceğiz. İstanbul’un Karadeniz kıyısındaki Sarıyer ve Beykoz ilçelerinden, Karadeniz sahil yolunun en ucundaki Hopa’ya, Munzur’dan Rize’ye uzanan ortak mücadelemizi daha da geliştireceğiz. 3. rant köprüsüne karşı yükselttiğimiz mücadeleye, İstanbul’u ve yaşamı savunmak için hep birlikte sahip çıkacağız.”

‘SESİMİZİ BİRLEŞTİRMELİYİZ’

Kader Cihan’ın ardından konuşan TMMOB Genel Başkanı Mehmet Soğancı, 3. Köprünün tüm Marmara Bölgesine zarar vereceğini belirterek buna izin vermeyeceklerini söyledi. Soğancı, “Sinop’ta direnenler sesini, Karadeniz’de direnenler sesini, Alevilerin, Kürtlerin, barınma hakkı için direnenlerin sesiyle birleştirmeliyiz. Sloganımız tektir, kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” dedi.

Edip Akbayram, Tarık Akan, İlkay Akkaya, Aytaç Arman, Rutkay Aziz, Sevinç Erbulak, Fuat Saka,Ezginin Günlüğü, Moğollar, Arif Sağ, Emre Saltuk, Onur Akın, Suavi, Vedat Türkali ve Eşber Yağmurdereli gibi birçok sanatçının destek verdiği miting İlkay Akkaya ve Bandista’nın müzik dinletisi ile sona erdi.

EmekDunyasi.Net

Reklamlar

Sirkler Hayvanlar İçin Eğlence Değil İşkencedir, Şiddettir, Kafeslerde Hapsedilmektir

İstanbullular, 9 Eylül’den bu yana 137 yıldır sömürüyle, kö­lelikle ve hayvanlara uyguladığı şiddetle ayakta duran Med­rano Sirki’nin sunduğu gösteriler ile kahkahaya boğuluyor, heyecanlanıyor, eğleniyor. Peki kimse sirklerde ne olup bitti­ğinden haberdar mı? Ateşle çevrelenmiş bir çemberden atla­yan kaplan, iki ayağı üzerinde dans eden fil, üzerine süslü kı­yafetler giydirilmiş ve çeşitli akrobatik hareketlerle kalabalığı eğlendiren köpekler bu hareketleri isteyerek mi yapıyor, siz­ce bu hayvanlar gerçekten mutlu mu? Eğitim esnasında bakı­cısını öldüren ya da sirkten kaçıp cinnet geçirirmişçesine ka­labalığın arasına dalarak, kendisini izlemek için gelen insan­ları ezip geçen filin bu davranışı niye yaptığını hiç düşündü­nüz mü?

Birçok insan, bu “eğlence” dünyasının toz pembe olduğunu düşünerek çocuklarını, arkadaşlarını, eşini, dostunu yanına alıp kâh eğleneceği kâh heyecanlanacağı kâh güleceği bir eğ­lence gösterisine gittiğini zannediyor. İki ayağı üzerinde ne­şeyle (!) danseden ayı, tek bir kırbaç hamlesi ile ip gibi dizi­len aslanlar, bisiklete binen “insan kılığına sokulmuş” may­mun doğal hayatında da tüm bunların hepsini yapmaya can atıyor mu dersiniz? Hayır, yapmıyor, yapmak isteyeceğini de düşünmüyoruz. Aksine, neden ve nasıl bu hareketleri yapıyor­lar diye düşündüğümüzde ortaya iğrenç, dayanılmaz bir tab­lo ortaya çıkıyor. Bu yüzden sizlere, insanlara ışıl ışıl, renkli, eğlenceli bir dünya olarak pazarlanan sirklerin gerçek yüzünü anlatmak istiyoruz:

Hayvanların kullanıldığı sirkler, hiçbir zaman mutluluğun, eğlencenin sergilendiği yerler olmadı, olamayacak da. Çün­kü, sirklerdeki hayvanlar, vahşi doğadan koparılarak hapse­diliyor, insanların eğlendirilmesi için akılalmaz işkenceler­le, dayakla, açlıkla terbiye edilerek zorla sahneye çıkarılıyor. Her anı zulümle dolu olan, zorlu bir eğitim sürecinin ardından ölene kadar ya da işe yaramayacak hale gelene kadar köleli­ğe mahkum edilen bu hayvanlar, parlak, albenili, ışıltılı gözü­ken insan kıyafetleriyle ve süslerle donatılıp eğlence sektörü­ne kazandırılıyor (!). Sirk sahiplerinin izni dışında hiçbir ge­reksinimleri karşılanmayan bu tutsak hayvanlar, doğal yaşam ortamlarına kıyasla binlerce kat dar alanlarda, asla istedikle­ri gibi hareket edemeyecekleri kafeslerde tutuluyor. Doğaları­na hiçbir şekilde uymayan bir ortamda, çok kısıtlı temel ge­reksinimleri sağlanarak sadece yaşamalarına izin veriliyor. Bu mahrumiyet nedeniyle de hapsedildikleri dar kafeslerde, ken­di etraflarında, sürekli dairesel dönme hareketleri, kafa salla­ma gibi anormal davranışlar sergiliyorlar. İstenildiği gibi eği­tilmeleri için aç bırakılıyorlar; bir parça fıstık ya da meyve sa­yesinde, öğrendikleri hareketleri, seyirci önünde zorluk çıkar­madan, daha kolay yapmaları için. Verilen komutu uygulama­mak için direnen ya da hareketleri yapmayı reddeden hayvan­lar ise ekstradan dayak ve işkenceyle, açlıkla ve susuzlukla cezalandırılıyor ki yabanıl dirençleri kırılsın diye…

Eğitimlerde çivili sopa, kırbaç, elektroşok çubuğu, kanca gibi işkence aletleri kullanılarak hayvanlara “vahşi” oldukla­rı unutturulmaya çalışılıyor, bu iğrenç sürece ve süresiz tut­saklığa adapte olmaları için son derece acımasız muamelele­re maruz bırakılıyorlar. Bir zamanlar tıpkı köle insanlar gibi “mal” statüsünde olan ve üstlerinden para kazanılan bu tutsak hayvanlar, şiddet dolu eğitimleri esnasında bile tıbbî yardım­dan yoksun bırakılıyor; çünkü sirklerde kâr daha önemli. Eği­timde, gösteride ve hatta uyurken bile uğradıkları şiddetin, vü­cutlarında açtığı yaralar basit müdahalelerle geçişti­rilerek bir sonraki gösteriye hazırlanıyorlar. Sirkler, şehirden şehre, ülkeden ülkeye gezdikleri için bu hayvanların, suya, yiyeceğe, doğal ihtiyaçlara erişimleri de bir hayli kısıt­lı durumda. Yılın büyük bir kısmını nakledilerek geçirdikle­rinden kötü hava koşullarından da oldukça etkileniyorlar, ama bu, dayaksız, işkencesiz bir zaman dilimi olduğu için onlara göre bulunmaz bir fırsat belki de. Sürekli dayağa, işkenceye ve açlığa maruz bırakıldıkları ve kafes içerisinde sürekli hap­sedildikleri ya da çok kısa zincirlerle bağlandıkları için daima stres ve acı içerisinde yaşamaya mahkûmdur sirk hayvanları.

Sirkler, hayvanlara yapılan zulüm, zorlama ve tutsaklık nede­niyle birer işkence merkezidir. Bu ticarethaneler, aslında eğ­lenceyi değil, zulmü ve işkenceyi pazarlar. Zorlamayla, işken­ceyle, şiddetle eğitilen hayvanlar, zorunlu çalışma sisteminde, cinnetin eşiğinde olan toplumun kargaşasında ufalanan, yaşa­mayı, gülmeyi unutmuş insanları eğlendirmek için adeta “tü­ketilecek” mal muamelesi görür. Tutsaklıklarından ölümleri­ne kadar acı, işkence ve ağır stresle yaşamaya mahkûm edilen bu hayvanların insanları eğlendirmek için tüm bunlara maruz bırakılması hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu yüzden “eğlen­celi” diye reklamları yapılan sirklere halen gitmek isteyip is­temediğinizi sorgulamanız gerekiyor. 

Sirklerdeki tutsak hayvanlar, 

– Bir zamanlar doğada özgürce ve insandan uzak, insan bo­yunduruğu olmadan yaşamlarını sürdüren canlılardı.

– Acıyı, eziyeti, sömürüyü insanlarla eşit düzeyde hisseder, psikolojik baskıyı ise katbekat fazla hisseder.

– İnsanları eğlendirme gibi bir ihtiyaçları olmadığı gibi in­san tarafından kendilerine böyle bir vazife de yüklenemez. Sirklerdeki tutsaklık, işkence, dayak, açlık vb. durumlar kendi iradelerinin dışında ve bir çıkar uğruna onlara uygu­lanmaktadır.

– Gösterilerde sergiledikleri metazori hareketleri isteyerek öğrenmez.

 Bu yüzden BU ZALİM SEKTÖRE DESTEK OLMAYIN! Hayvanlı sirklere gitmeyin. Mümkün olduğunca çevrenizdeki insanları sirk gerçeği konusunda bilgilendirin ki onlar da zu­lümden kazanç sağlayan bu işkencehanelerin ayakta kalma­sına ve sirklerdeki bu zulmün devam ettirilmesine ortak ol­masın.

%d blogcu bunu beğendi: