“Loç’ta ve Senoz’da HES’e hayır!” diyenler Avrasya Maratonu’ndaydı

Türkiye’den ve dünyanın birçok ülkesinden 100 bin kişinin katılımı ile gerçekleşen 32. Avrasya Maratonu Eylem Maratonuna dönüştü. Loç Vadisi Koruma Platformu ile Senozluların HES’lere karşı eylemi köprüyü renklendirdi. Loç Vadisi’ne yapılmak istenen Hidroelektirik Santrale karşı çıkan Sarıyazmalılar, ellerinde şemsiyelerle Boğaziçi Köprüsü üstünde insan zinciri oluşturdu.

 

Maratona Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yapılmak istenen Hidroelektrik santrallere (HES) karşı yaşam savunucularının eylemi damga vurdu.

Kastamonu’nun Cide ilçesine bağlı Loç Vadisi’nde ve Rize’nin Çayeli ilçesine bağlı Senoz Vadisi’nde hidroelektrik santral (HES) yapılmasına karşı çıkan yüzlerce aktivist maraton alanından köprünün ortasına kadar, “Senoz’da ve Loç’ta HES’e hayır” yazılı şemsiyeleri taşıdı ve sık sık “Sarı yazma darda herkes isyanda”, “Dereler özgürdür özgür akacak”, “Karadeniz uşağı deresini sattırmaz”, “Dereler halkındır, şirketlerin değil”, “Şirketler vadilerden defolun” sloganları attı. Maraton katılımcılarının da zaman zaman eyleme destek verdiği ve konuya ilişkin bilgi almak istediği görüldü. Boğaziçi Köprüsü’nün ortasına gelindiğinde ise grup 10 dakika boyunca oturdu ve slogan atmaya devam etti. Loç Vadisi’ndeki HES’lere karşı dikkat çekmek için bu maratonu bir eylem alanına çevirmeyi hedeflediklerini anlatan Loç vadisi Koruma Platformu’ndan Zafer Keçin, “Biz, Loç Vadisi’ndeki HES’ler için her yeri eylem alanına çeviriyoruz. Hükümet ve şirketler bu sesimizi duymalı. Biz ne Loç’da ne de Türkiye’nin başka bir yerinde HES istemiyoruz” diye konuştu.

 

Reklamlar

KAYMAKAM= KAMU GÖREVLİSİ Mİ? ŞİRKET ÇALIŞANI MI?

LOÇ’ ta sular durulmuyor… Kaymakam kime hizmet ediyor?

Vadilerindeki HES yapılmasını engellemek için yaz başından beri çadır nöbeti tutan LOÇ Vadisi halkı mahkeme süreci devam ederken köylerinde yaşanan haksız uygulamalara var güçleri ile direnmeye çalışıyor.

Gecen ay adeta şirketin korumalığını üstlenmiş Jandarma köyde yapılan usulsüzlüklerle ilgili tutanak tutmayıp üstüne üstlük 60 yaşındaki Halime teyzeyi gözaltına almış şirket özel güvenliği köylünün üzerine saldırıp darp etmiştir..

Orya Enerji vadinin bütün topraklarını kendi toprağı ilan edip kendine ait olmayan arazileri bile kendininmiş gibi davranıp vadide bir korku imparatorlu kurup baskı uygulamaya çalışmakta Loç halkını yok saymaktadır.

KAYMAKAM= DEVLET GÖREVLİSİ Mİ? ŞİRKET ÇALIŞANI MI?

Orya Enerji en son kaymakamında desteğini alarak çadırların kurulduğu arazinin kendisine ait olduğunu söylemiş kaymakamlıkça bölgeye gelinip çadırları kuranlara 180 TL para cezası kesmiştir. Şirket çalışanları tapudan da doğrulandığı üzere kişiye ait olan bu araziye gelerek çadırları masaları kamyonlara yükleyip kaldırarak bir nevi haneye tecavüz etmiştir.

Bütün bu kayırmalar yetmezmiş gibi son yaşanan olay ise devlet kurumlarının şirketlerin özel çalışanları gibi davrandığını kanıtlar niteliktedir.

Cide kaymakamı, köy tüzel kişiliğine ait olan araziyi kamulaştırabilmek için Orya Enerjinin köye teklif ettiği rüşvetin belgesi olan protokolün imzalanması için muhtarla şirket arasında aracılık etmiştir.

Cide Kaymakamı’nın Köylülere İmzalatmaya Calistigi Şirket Protokolu İçin Tıklayın

Loç Vadisi mücadeleye başladığından beri devletin çeşitli kurumlarınca haksız uygulamasına maruz kalmış şikayetleri göz ardı edilmiş. Gelinen bu nokta son noktadır. İlçenin en büyük mülki idare amirinin yanlı tutumu karşısında LOÇ Vadisi avukatı Yakup OKUMUŞOĞLU tokat gibi bir cevap vermiştir.

AV. Yakup Okumuşoğlu’nun açıklaması

Bu protokol, koy Tüzel kişiliği elindeki araziyi upuzun idari süreçlerden kurtarma düşüncesi ile kaleme alınmış… Orya Enerji resmen koy tüzel kişiliğini bu protokol ile kandırmaya çalışmıştır.

-Kaymakam devletin kaymakamı olduğunu unutmuştur.

-Kaymakamın bu protokol içinde hangi sıfatla yer aldığı belirsizdir.

-Devletin mührünü bir şirketin ticari işi için hazırladığı sözleşmeye vurabilmiştir.

-Kaymakam bize göre görev tanımı dışına çıkan bir tutum içinde olduğunu göstermiştir.

Muhtar üzerinde baskı kurmak için kaymakamın devreye sokulduğu, şirketlerin bakanları, valileri, kaymakamları nasıl özel işlerinde aracı yaptıkları bu belge ile üstelik apaçık ortaya çıkmıştır.

Muhtar, kamulaştırma kan 30.maddesine göre yapılacakken yapılmayıp acele kamulaştırılan,(protokol 2.maddede ifade edilen) yapılan isin yanlışlığı ortaya çıkınca doğrusunu yapmak İçin bu sefer EPDK tarafından basa dönülüp uzlaşma davetiyesi gönderilen yazıya cevap vermeyip, uzlaşmak da istemeyince işte bu protokol planı yapılmış, şirket ile Köy Tüzel kişiliği haricen anlaşırsa yani tapuda ferag verirse sorunun ortadan kalkacağı düşünülmüş, kaymakam da bilerek ya da bilmeyerek bu protokolde yer almış yada aldırılmış protokole imza koymuştur.

Kaymakamın bu protokolde varlığı kendi basına bir baskıdır. Kaymakamın protokolde ne işi vardır. Yapılan acele kamulaştırma ise hukuken geçersizdir. Zaten bu yüzden protokol ile işi çözmeye çalışıyorlar.

{Acele kamulaştırma geçersiz olunca araziye el koymaları yada tasarruf etmeleri de mümkün değildir, bu yüzden bu arazi üzerinde bulunan çadırların sökülmesi de (eğer çadırlar bu arazi üzerindeydi ise) alınması da hukuka aykırıdır.}

{Eğer söz konusu taşınmaz gerçekten kamulaştırılmışsa (protokol 2.madde) şirket bizi, koy Tüzel kişiliğini çok sevdiğinden mi kaymakam vasıtası ile bir takım vaatler v.s. sıralayıp sanki iyilik yapıyormuş görüntüsü veren protokolü zorla imzalatmaya çalışmaktadır? Neden?

Hayır elbette… Çünkü 2. Maddede ifade edilen kamulaştırma doğru değil… Ama sanki yapılan iş doğruymuş, alan zaten onların mülkiyetine geçmişte şirket iyi işler yapmak istiyormuş, bizi de çok severmiş gibi vaatler sıralanmış.

Madem alan onların ne diye bize yapmak istedikleri iyilik için zorla protokol imzalatıyorlar?

Normal işleyiş ise şöyledir:

Yasa gereğince kamulaştırma için uzlaşmayı kabul etmeyen muhtara gönderilen uzlaşma belgesi İçin EPDK 60 gün bekleyecek, muhtar uzlaşmaz ise 60 gün sonrasında Danıştay’a başvurup kamulaştırma için izin isteyecek. Danıştay izin verirse kamulaştırma için işlemlere başlayabilecektir.

İki kamu kurumu arasında uzlaşma olmadığında normal bir arazi için kamulaştırma bu şekilde yapılır.

Ancak taşınmaz aynı zamanda mera ise kamulaştırma işlemine başlamadan önce arazinin mera vasfının değiştirilmesi gerekir düşüncesindeyim.

Durum şu:

Arazi söylediklerinin aksine ( yapılan acele kamulaştırma hukuka aykırı)halen de Köy Tüzel kişiliğine ait olduğundan Orya Enerji kendisi mera vasfının değişikliğini beceremiyor. Merayı da kamulaştıramayacakları için normal kamulaştırma sürecini yürüttüklerinde Danıştay’ın da izin vermeyeceğini değerlendirdiklerinden bir protokol ile işi kolayından yapmaya çalışıyorlar.

Sonuç olarak yapılmaya çalışılan budur. Ama aslan muhtar imzalamamıştır. Büyük is yapmıştır.

LOÇ VADİSİ KORUMA PLATFORMU

HES şirketi Loç Vadisi’nde köylüler ve çevrecilerin kurduğu çadırlara saldırdı

Loç Vadisi’nde HES yapımını üstlenen ORYA Enerji (ÜMRAN BORU), HES istemeyen köylüler ve çevrecilerin kurduğu çadırları yıktı pankartlara zarar verdi. ORYA Enerji referandumdan önce köylüleri ve çevrecileri tehdit etmişti.

(DİHA) – Loç Vadisi’nde Hidroelektrik Santral (HES) yapımına karşı çıkan köylülere, “Anayasa referandumundan sonrasına kadar sizi idare ediyoruz, bir şey demiyoruz. Sonrasında biz işimize bakacağız” diye tehdit eden ORYA Enerji’nin, dere kenarında kurulan HES karşıtı çadırları sabahın erken saatlerinde toplattığı ve pankartlara da zarar verildiği öğrenildi. Loç Vadisi Koruma Platformu’ndan Zafer Keçin,”Şirket küçük hesapların peşinde, bu baskılar bizi yıldırmıyor hafta sonu köye gidip çadırlarımızı kuracağız” dedi.

Kastamonu’nun Cide’ye bağlı dünyaca ünlü Loç Vadisi’ndeki Devrekanı Çayı üzerinde hidroelektrik santral (HES) yapmak isteyen ORYA Enerji (Ümran Boru) ile vadilerinde HES istemeyen köylüler ve çevreciler arasındaki gerginlik devam ediyor. Loç Vadisi’nde hidroelektrik santral yapımına karşı çıkan köylülere, 12 Eylül referandumu öncesi, “Anaya referandumundan sonrasına kadar sizi idare ediyoruz, bir şey demiyoruz. Sonrasında biz işimize bakacağız” diye tehdit eden şirket yetkililerinin, dere kenarında kurulan HES karşıtı çadırları sabahın erken saatlerinde toplattığı ve pankartlara da zarar verdiği öğrenildi.

Loç Vadisi Koruma Platformu’ndan Zafer Keçin, hafta sonu şantiyenin karşısındaki alana yeniden çadırları kuracaklarını belirterek, baskıların kendilerini yıldırmadığını söyledi. Keçin, “Şirket yetkilileri benimle ilgili şikâyette bulunmuş. Bizim arazimize çadır kurdu diye. Biz de gittik kadastrodan baktık arazi köylüye ait. Burada bir çelişki var. Şirket, dedikodular yayarak küçük hesaplar yapıyor” diye konuştu.

‘ŞİRKET KABADAYI GİBİ’

Keçin, çadırlara gidişi engellemek için şirketin yola çakıl döktüğünü iddia ederek, “Şirketin şantiye şefi mahalle kabadayıları gibi hareket ediyor. Bizi sindirmeye çalışıyorlar. Bu ne kadar çok sıkıştıklarını gösteriyor. Biz, mücadelemizde kararlıyız. Şirket bir kere değil bin kere de çadırlarımızı sökse biz vadimize köyümüze sahip çıkacağız. ORYA Enerji Loç’dan defolana kadar mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

http://www.ekolojistler.org/hes-sirketi-cevrecilerin-cadirlarina-saldirdi.html
http://www.emekdunyasi.net/ed/cevre-ekoloji/9371-hes-sirketi-cevrecilerin-cadirlarina-saldirdi

%d blogcu bunu beğendi: